Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şubesi Başkan ve Üyeleri "DOSTLUK TOPLANTISI" Çayında
10 Eylül 2013 Salı
19 Ağustos 2013 Pazartesi
HABERTÜRK: Türk Kadınları Konseyi Ankara Şube Başkanı Zeren ÜNAL, "İtibarlı erkekler de var"
Bursa Adliyesi Hâkimi Önder Kanyılmaz’ın kadınların
yasalarla korunduğunu iddia etmesi, tartışma yarattı…
17 Ağustos 2013 Cumartesi, 09:57:06 Güncelleme: 10:01:58
Zeynep YILDIRIM-Uğur USLUBAŞ / AHT
Bursa Adliyesi’nde görevli Hâkim
Önder Kanyılmaz, “Erkeğin
İtibarsızlaştırılması Feminist Düzen” adlı kitabında, kadınların yasalarla
korunduğunu, erkeklerin itibarsızlaştırıldığını iddia etti. Kanyılmaz,
yasalarda kadın lehine yapılan düzenlemelerle erkeklerin evlenmekten korkar
duruma geldiğini öne sürdü. Biz de, Kanyılmaz’ın kitabından yola çıkarak
uzmanlara sorduk: “Yasalar, erkeklerin itibarsızlaştırılmasına mı neden oluyor,
kadınları koruyor mu?”
‘Velayeti alamayan babanın
çaresizliğini kitapta anlattım’
Habertürk’ün haberiyle ilgili gazetecilere açıklama yapmayan
Kanyılmaz, internet sitesinde kitabıyla ilgili görüşlerine devam etti.
Kanyılmaz şunları söyledi: “Erkek annelerinin, son yıllarda gelinleri
tarafından yok sayılmaya başlandığını düşündüklerini biliyorum. Eşlerine ve
çocuklarına karşı itibarsızlaşan oğullarından anneler umudunu kesmek üzere.
Anne-babalar, kız evlat sahibi olmayı istemekte.
Çocuklarının velayetini alamamış bir babanın ne kadar yalnız ve çaresiz
olduğunu, boşanmaların gerçekte kaybedeninin erkekler olduğunu kitabımda
anlatmaya çalıştım.”
Kadın Adayları Destekleme
Derneği (KADER) İstanbul Şube Başkanı Çiğdem AYDIN: ‘Kadına şiddeti önlemek için
yasalar tam uygulanmıyor’
Bu düşünceye katılmak mümkün değil. Kadınlara tecavüzden,
tacizden yargılananlar iyi halden yararlanıp serbest bırakılıyor. Öyleyse nasıl
yasa kadınları koruyor? Erkek itibarsızlaştırılmıyor, aksine kadına yönelik
şiddeti önlemek için mevcut yasalar uygulanmıyor. Denetimli serbestlik yasası
uygulanmadığı için hapse atılan insanlar bile serbest bırakıldı. Bu fırsatla
yargılamalar önleniyor.
Hâkim de kitabıyla kendisini ele vermiş. İşte bu tarz
hâkimler yüzünden cezalara indirim uygulanıyor. Doğrudan doğruya korunmasına
izin verilmiyor, önlenemediği noktadan sonra koruma yapılıyor.
Avukat Liana GÜNBERK:
‘Kadınlara ayrıcalık yok’
Son yıllarda iktibas ettiğimiz yasalarla kadın-erkek kavramı
yerini “eşler” ibaresine bıraktığı için toplumumuzda maalesef erkekler bu
durumu itibarsızlaştırılma olarak yorumluyor. Yasalar kadınlara ayrıcalık
tanımamakta, cinsiyet ayrımından uzaklaşıp eşler ibaresini benimsemektedir.
Eskiden kadının ekonomik özgürlüğü olmadığından “eşler
arasında paylaşımı” esas alan kanunlar erkeklerin korkulu rüyası haline
gelmişti. Kanun maddelerinde kadına üstünlük tanınmamaktadır. Yürürlükteki
yasaların kadınlara üstünlük verdiğini söylemek hukuken mümkün değil.
![]() |
| Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şube Başkanı ZEREN ÜNAL |
Türk Kadınları Konseyi (TKK) Ankara
Şube Başkanı Zeren ÜNAL:
‘İtibarlı erkekler de var’
Erkek itibarsızlaştırılıyor diye bir şey düşünmüyorum.
Yasalar aciz olan kadınların korunmasıyla ilgili. Zor durumda olan kadınların
korunması gerekiyor. Bu konuda çeşitli dernekler ve barolar çalışıyor. Birçok
kadın aciz durumda ve bunu söyleyemiyor. Hepsi suçlu olarak kabul edildiği için
çekiniyor. Korunması gereken hakikaten kadınlardır. Maddi imkânları da olmadığı
için korunmak zorundalar. Kadın korunurken erkek itibarsızlaşmaz.
Bu konuda çalışan itibarlı erkekler de var.
Bu konuda çalışan itibarlı erkekler de var.
Avukat M. Çağrı SONGÜÇ:
‘Pozitif ayrımcılık olmalı’
Yasalar erkek egemen toplumlarda kadınlarımızın özgürleşmesine
aracılık eder. Kadını koruyan düzenlemelerin kadınlarımız tarafından art
niyetli kullanılması ihtimalini bir kenara bırakmak gerekir. Kadınlar tabii ki
yasalarla korunuyor ve kendilerine pozitif ayrımcılık uygulanıyor çünkü buna
ihtiyaç var. Devlet anayasal olarak kadını korumakla yükümlü.
Bu yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen de ciddi hak
ihlalleri mevcut. Güçsüz kadınların yasalarla korunmasını engellemek daha çok
kadın cinayetlerine, daha çok tecavüz vakalarına neden olur. Adalet eşit olmayanları
eşit konuma getirmeyi gerektirir.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Mehmet Kamil YILDIRIM:
‘Ayrımcılık Batı’da da görülüyor’
Hakimlerin tarafsız olduğu bir ortamda yapılan
yargılamalarda bazı yasal düzenlemeler erkekten yana gözüküyor olsa da sonuçta
bağımsız ve tarafsız mahkemelerin hakkaniyete ve adalete uygun kararlar
verebileceği unutulmamalıdır. Salt birkaç düzenlemenin ön planda tutularak
erkeğin itibarsızlaştırıldığını söylemek sosyolojik gerçekler karşısında zordur.
Kişiler, yasa önünde eşittir. Kadınlar bakımından pozitif ayrımcılık Batı
ülkelerinde de görülmektedir. Türkiye’de de kadına pozitif ayrımcılık
uygulanması mukayeseli hukuka uygundur.
Anahtar Kelimeler: Kadınlar
yasalarla korunarak erkekler itibarsızlaştırılıyor mu?, Hâkim
Önder Kanyılmaz, Erkeğin
İtibarsızlaştırılması Feminist Düzen
***
YORUM, ELEŞTİRİ VE KATKILAR:
----- Özgün İleti -----
Kimden : tecavuzmagduru@mynet.com
Kime : info@tkkdistanbul.org
Cc : info@tkkdankara.org
Gönderme tarihi : 17 Ağustos 2013 Cumartesi 22:10
Konu : Sayın Zeren ÜNAL Hanıma Hakim Önder Kanyılmaz'ın kadınlarla ilgili yaptığı açıklamalara karşı karşınları savunan sözlerinden dolayı çok teşekür ederim. Asıl itibarsazlaştırılan erekler değil kadınlar. Bunları her açıdan fazlasıyla yaşadım çevremdeki kadınlarla birlikte ve her türlü şiddeti, ayrımcılığı gördüm. Gerçekler önemli, yaşananlar baz alınmalı, söylenenler değil. Kadının adı çıkacağına canı çıksın politikası uygulanıyor. Ne yapsak suç, bir şey yapmasak bile günah keçisi ilan ediliyoruz. Yaşadıklarımızı taşıyamaz durumdayız, bu yüzden de yargılanıyoruz. Doğruyu söyleyince dokuz köyden kovuluyoruz. Kadını ne eşi, ne sistem, ne hukuk, ne toplum, ne tıp hiç kimse ve hiç bir kurum gerçekten korumuyor, kadına kadına şiddeti ise toplumsal baskıların bir sonucu. Maddi imkanlar hiç bir şeyi çözmüyor, keşke bu kadar kolay olsa, eğitimle de olacak iş değil, tamamen toplumsal ve hukuksal, tıbbi bakış açısı ile ilgili bir durum.
Her şey baştan sonra değişmeli, gerçek reform gerçekten şart.
***
***
YORUM, ELEŞTİRİ VE KATKILAR:
----- Özgün İleti -----
Kimden : tecavuzmagduru@mynet.com
Kime : info@tkkdistanbul.org
Cc : info@tkkdankara.org
Gönderme tarihi : 17 Ağustos 2013 Cumartesi 22:10
Konu : Sayın Zeren ÜNAL Hanıma Hakim Önder Kanyılmaz'ın kadınlarla ilgili yaptığı açıklamalara karşı karşınları savunan sözlerinden dolayı çok teşekür ederim. Asıl itibarsazlaştırılan erekler değil kadınlar. Bunları her açıdan fazlasıyla yaşadım çevremdeki kadınlarla birlikte ve her türlü şiddeti, ayrımcılığı gördüm. Gerçekler önemli, yaşananlar baz alınmalı, söylenenler değil. Kadının adı çıkacağına canı çıksın politikası uygulanıyor. Ne yapsak suç, bir şey yapmasak bile günah keçisi ilan ediliyoruz. Yaşadıklarımızı taşıyamaz durumdayız, bu yüzden de yargılanıyoruz. Doğruyu söyleyince dokuz köyden kovuluyoruz. Kadını ne eşi, ne sistem, ne hukuk, ne toplum, ne tıp hiç kimse ve hiç bir kurum gerçekten korumuyor, kadına kadına şiddeti ise toplumsal baskıların bir sonucu. Maddi imkanlar hiç bir şeyi çözmüyor, keşke bu kadar kolay olsa, eğitimle de olacak iş değil, tamamen toplumsal ve hukuksal, tıbbi bakış açısı ile ilgili bir durum.
Her şey baştan sonra değişmeli, gerçek reform gerçekten şart.
***
EKLER:
01. Savcılığa Verilen Dilekçe Örneğidir:
A.O. Y.’nin MAĞDUR ETTİĞİ KIZLARDAN BİRİNE AİT İFADEDİR:
02. ASAYİŞ’E İHBAR EDİLEN LİSTE:
03. ÖZEL NOT'LAR: 01. Savcılığa Verilen Dilekçe Örneğidir:
A.O. Y.’nin MAĞDUR ETTİĞİ KIZLARDAN BİRİNE AİT İFADEDİR:
02. ASAYİŞ’E İHBAR EDİLEN LİSTE:
04. BEYLERBEYİSABANCI
POLİS KARAKOLUNDA OLANLAR
05. HAYDARPAŞA NUMUNE HASTALIKLARI PSİKİYATRİ SERVİSİ
06. EN ZOR ANIMINZDA HEP TEK BAŞIMIZAYIZ. HERKES YA KAÇAR, YA SUÇLAR!
07. İST. ÇAPA TIP FAKÜLTESİ
08. HİÇ KİMSENİN UMRUNDA OLMADIĞIMI O KADAR İYİGÖRDÜM Kİ ADIMI KARALAMANIN NE KADAR KOLAY OLDUĞUNU…
09. ÇAPA ADLİ TIP
10. Erenköy Ruh & Sinir Hastalıkları
11. Erenköy RUH & SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ
12. Kadıköy Adliyesi Savcılığı’na
13. T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ, İl Sağlık Müdürlüğü’ne
Konu: ............ nolu karara itirazı
Tüm bunların (BİLGİ VE BELGELERİN) değerlendirilerek gereğinin acilen yapılmasını saygılarımla arz ederim
MSG big:0 sender:(null) username:alias
05. HAYDARPAŞA NUMUNE HASTALIKLARI PSİKİYATRİ SERVİSİ
06. EN ZOR ANIMINZDA HEP TEK BAŞIMIZAYIZ. HERKES YA KAÇAR, YA SUÇLAR!
07. İST. ÇAPA TIP FAKÜLTESİ
08. HİÇ KİMSENİN UMRUNDA OLMADIĞIMI O KADAR İYİGÖRDÜM Kİ ADIMI KARALAMANIN NE KADAR KOLAY OLDUĞUNU…
09. ÇAPA ADLİ TIP
10. Erenköy Ruh & Sinir Hastalıkları
11. Erenköy RUH & SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ
12. Kadıköy Adliyesi Savcılığı’na
13. T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ, İl Sağlık Müdürlüğü’ne
Konu: ............ nolu karara itirazı
Tüm bunların (BİLGİ VE BELGELERİN) değerlendirilerek gereğinin acilen yapılmasını saygılarımla arz ederim
MSG big:0 sender:(null) username:alias
20 Nisan 2013 Cumartesi
Şube Genel Kurulumuz Yapıldı
Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şube Genel Kurulu İfa ve İcra Edildi
Şubemiz, (Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şubesi) üç çalışma yılını başarıyla tamamlamış ve Olağan Genel Kurulu'nu 09 Nisan 2013 Tarihinde yapmış bulunmaktadır.
![]() |
| TÜRK KADINLAR KONSEYİ ANKARA ŞUBESİ BAŞKANLIĞI |
Güven tazeleyerek tekrar Şube Başkanlığı'na seçilmiştir.
Usul ve hukuka uygun olarak, Seçimlerin tamamlanmasından sonra söz alan Başkan Zeren ÜNAL, kısa bir teşekkür konuşması yaparak aşağıdaki hususlara değindi:
1. Şubemiz bu güne kadar başlattığı ve Ankara Barosu Gelincik Projesi'ndeki gibi taraf olduğu bütün çalışma, kamu yararına faaliyet, güncel etkinlikler ve projeleri kararlılıkla sürdürerek büyük bir bölümünü başarıyla tamamlamıştır.
2. Bu gün için, yeni döneme intikal eden ve geçen dönemden kalan projeler de aynı kararlılıkla sürdürülecek ve tamamlanacaktır.
3. Ayrıca, Kadın, Çocuk, Yaşlı ve Engelli sorunlarına önem verilecek; Özellik ve ağırlıkla eğilinecek ve başta bu kitlelerin kendi kuruluşları ile entegrasyon olmak üzere, tüm sorunlar ile yakından ilgilenilecektir.
4. Bunun dışında, ana konumuz olan ve Derneğimiz Tüzüğünde açıklanarak, tanımlanan hedefleri gerçekleştirmek uğruna gerekli faaliyetler düzenli, istikrarlı ve kararlı bir program dahilinde yapılacaktır.
Hepinizi hürmetle selâmlar, itimad ve teveccühünüze içtenlikle teşekkür ederim.
Yeni Yönetimizi ile yeni faaliyet dönemimiz hayırlı, sağlıklı ve başarılı olsun, diyerek Genel Kurul'u selâmladı ve konuşmasını tamamladı..
18 Nisan 2013 Perşembe
TKK ANKARA ŞUBESİ'NE GELİNCİK PROJE'SİNDEN PLÂKET
Uluslararası etkin ve saygın bir sivil toplum kuruluşu olan "Türk Kadınlar Konseyi" (TKK) Ankara Şubesi'nin, katılımcısı ve aktif ortağı olduğu; Ankara Barosu "GELİNCİK PROJESİ"nin oluşumu ve faaliyete geçişinin ikinci yılını kutlama törenlerinde , Şube Başkanımız Sayın ZEREN ÜNAL bir "TEŞEKKÜR PLAKETİ" ile ödüllendirildi.
Ankara Barosu Başkanlığı tarafından himaye edilen Proje, büyük bir katılım, heyecan ve destekle sürmektedir. Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şubesi ve Sayın Başkan Zeren ÜNAL ve Saygın Yönetiminin destekleri daima devam edecektir.
19 Mart 2013 Salı
BİZ DE "8 Mart Dünya Kadınlar Gününde" ORADAYDIK!....
oje mutluluk, şap mutsuzluk
Ahmed Arif’in, memleketine
gelen baharı müjdelediği o taş duvarlara, demir kapılara, kör pencerelerin
ardına gidiyoruz. Sincan Cezaevi’ne doğru yürek burkan bir yoldayız. Dünya
Kadınlar Günü’nü, demir kapılar ardında tutsak edilmiş kadın mahkumlarla kutluyoruz.
AZ gidiyoruz,
uz gidiyoruz. Dere tepe düz gidiyoruz. Gittikçe azalıyor sesler, binalar. Şehir
uzakta kalıyor. Sevgililer Günü kadar bile kabullenemediğimiz 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü’nü Sincan Cezaevi’nde kalan kadın mahkumlarla kutlamaya
gidiyoruz.
Sincan’a doğru hediyelerin yüklendiği kocaman bir otobüsle, aralarında: Gelincik Projesi kapsamında etkinliğe katılan "Uluslararası Türk Kadınlar Konseyi, Ankara Şube Başkanlığı" Üyeleri, Uluslararası bazı Federasyonlara bağlı Dernek Şubeleri ve yine Uluslararası Soroptimist Kulüpleri Federasyonu’na bağlı Emek, Çankaya ve GOP
Kulüpleri ile beraberiz.
Otobüs yol aldıkça sesler, binalar azalıyor. Şehir arkamızda kaldıkça yaşam da kendini yavaşlatıyor.
Hediyeler arasında kadınlara özel temizlik malzemeleri büyük önem taşıyor. En özel jest ise oje. Bu ziyareti ve yardımları organize edenlerden biri olan Hale Hanım’a "Neden oje?" diye sorulduğunda gülümsüyor ve ekliyor:
"Kadın, her yerde kadındır!"
Otobüs yol aldıkça sesler, binalar azalıyor. Şehir arkamızda kaldıkça yaşam da kendini yavaşlatıyor.
Hediyeler arasında kadınlara özel temizlik malzemeleri büyük önem taşıyor. En özel jest ise oje. Bu ziyareti ve yardımları organize edenlerden biri olan Hale Hanım’a "Neden oje?" diye sorulduğunda gülümsüyor ve ekliyor:
"Kadın, her yerde kadındır!"
Gözbebeği dedektörü ve mantıcı kadınlar
"Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü" tabelalarını görmeye başladığımızda dernek üyeleri kadınların yol boyu süren neşeleri, yerini hafif bir tedirginliğe bıraktı. Gri duvarları, nöbet bekleyen askerleri ve dört bir yanımızda uzanan çorak topraklarıyla Sincan Cezaevi tam karşımızda duruyor.
İçeri girebilmek için birkaç aşamadan geçmek gerekiyor.
"Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü" tabelalarını görmeye başladığımızda dernek üyeleri kadınların yol boyu süren neşeleri, yerini hafif bir tedirginliğe bıraktı. Gri duvarları, nöbet bekleyen askerleri ve dört bir yanımızda uzanan çorak topraklarıyla Sincan Cezaevi tam karşımızda duruyor.
İçeri girebilmek için birkaç aşamadan geçmek gerekiyor.
Tıpkı havaalanındaki
kontroller gibi kemerlerin, ayakkabıların, takıların da çıkarıldığı ilk kontrol
tamamlanıyor.
Ardından sıra göz kaydına geliyor. Makinalar biraz yavaş olduğundan, 50 kişilik grubun kaydının alınması biraz uzun sürüyor. İçtenlikle gülümseyerek bizi karşılayan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Ferit Çaydaşı hemen espriyi patlatıyor:
"Hürriyet Gazetesi değil mi? Tek kişi misiniz? Tamam, hemen size F tipi tek kişilik bir hücre hazırlatıyorum."
Çaydaşı’nın "firarileri önlemek için" diye açıkladığı, kişileri gözbebeğinden tanıyan makinadan onay aldıktan sonra demirler arasından koridora süzülüyoruz.
İlk olarak "mantıcı kadınlar" ile karşılaşıyoruz. Beyaz önlükleriyle mutfakta çalışan bu kadın mahkumlar, yaptıkları mantıları büyük bir alışveriş merkezine satıyorlar.
Uzun koridoru yavaş adımlarla geçiyoruz. Sağ tarafta demirli ve telle çevrilmiş pencereler, pencelerin ardında rengarenk oyun parkı gözümüze çarpıyor. Dört duvarın çevirdiği ve pencereden görünen bahçede, mahkum çocuklarının kendilerini "hapis" gibi hissetmemesi için gösterilen çabaya şahit oluyoruz.
Koridorun sonunda bir stant görüyoruz. Hurç, örtü gibi çeşitli tekstil ürünlerinin satıldığı bu stant, kadın mahkumların el emeği göz nuru işlerinden oluşuyor. "Bu kaça, şunun örtüsü var mı?" gibi sorularla burada da biraz oyalandıktan sonra yemekhaneye açılan bir odaya geliyoruz.
Tavşan kanı çaylar zarif ve utangaç kızların elinden sunuluyor. Öyle zarifler ki, sanki çay değil de, Hasan Sabbah’ın fedailerine vaat ettiği cennetteki güzellikleri ikram ediyorlar. Kiminin kırmızı ruju, kiminin gömleğinin yakasındaki fırfır, kiminin çekingen bakışları.. Sade ama şık bu mahkum kadınlar, oradan oraya koşturarak ellerinden geldiğince bizi misafir etmeye çalışıyor.
O sırada bir görevli yanıma yaklaşıp kulağıma fısıldıyor:
"Onlara kimliklerini, geçen ve kalan zamanlarını ve neden burada olduklarını sormayın."
Hep birlikte beklendiğimiz büyük salona gidiyoruz. Daha içeri girmeden bizi meraklı gözlerle karşılıyorlar. Aile, çocuklar, koca, özgürlük, af.. Hepsi dertli, hepsinin gözlerinde hüzün var.
Hepsi de yaşadıkları sıkıntıları anlatmak için can atıyor aslında. Özledikleri, bekledikleri, hayalleri ve şu taş betonların arasında olanları anlatmak istiyorlar. Bir dokunsam, içlerinde tüm birikenler dökülecek önüme sanki.
Yemeklerde şap şikayeti
Rastgele bir kadın mahkumun yanına yanaşıyorum. "Konuşmak ister misiniz?" soruma çekingen yaklaşıyor. "Ay ne desem ki?" diye arkadaşına sorarken, ben içeriyi soruyorum, burada neler yaptığına, ne sıkıntıları olduğuna geliyor konu.
"Yemeklerde şap var" deyiveriyor birdenbire. "Kimse sesimizi duymuyor burada. Bizim yemeklerimizde de şap var. Şaptan beynimiz tıkandı. Düşünemez olduk. İnanabiliyor musunuz, annemin babamın adını unutacak hale geldim!"
Uzun yıllardır tartışılan yemeklerdeki şap konusu bir kez daha böylece gündeme geliyor. Cezaevlerinde sadece erkek mahkumların yemeklerine konulması gereken şapın, kadın mahkumların yemeklerine de konulduğu iddiası yıllardır gündemdeki yerini korur. Öyle ki geçtiğimiz sene bir cezaevi görevlisinin "Kadınlara ayrı yemek mi yapacağız? Sizinkilerde de şap var tabi!" dediği bile kulağıma çalındı.
Sincan Cezaevi ne kadar yeni, donanımlı ve modern olsa da, kadınlarda üreme sorunlarına yol açan şap, burada da kendine geniş bir tartışma alanı yaratmış bile…
Ardından sıra göz kaydına geliyor. Makinalar biraz yavaş olduğundan, 50 kişilik grubun kaydının alınması biraz uzun sürüyor. İçtenlikle gülümseyerek bizi karşılayan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Ferit Çaydaşı hemen espriyi patlatıyor:
"Hürriyet Gazetesi değil mi? Tek kişi misiniz? Tamam, hemen size F tipi tek kişilik bir hücre hazırlatıyorum."
Çaydaşı’nın "firarileri önlemek için" diye açıkladığı, kişileri gözbebeğinden tanıyan makinadan onay aldıktan sonra demirler arasından koridora süzülüyoruz.
İlk olarak "mantıcı kadınlar" ile karşılaşıyoruz. Beyaz önlükleriyle mutfakta çalışan bu kadın mahkumlar, yaptıkları mantıları büyük bir alışveriş merkezine satıyorlar.
Uzun koridoru yavaş adımlarla geçiyoruz. Sağ tarafta demirli ve telle çevrilmiş pencereler, pencelerin ardında rengarenk oyun parkı gözümüze çarpıyor. Dört duvarın çevirdiği ve pencereden görünen bahçede, mahkum çocuklarının kendilerini "hapis" gibi hissetmemesi için gösterilen çabaya şahit oluyoruz.
Koridorun sonunda bir stant görüyoruz. Hurç, örtü gibi çeşitli tekstil ürünlerinin satıldığı bu stant, kadın mahkumların el emeği göz nuru işlerinden oluşuyor. "Bu kaça, şunun örtüsü var mı?" gibi sorularla burada da biraz oyalandıktan sonra yemekhaneye açılan bir odaya geliyoruz.
Tavşan kanı çaylar zarif ve utangaç kızların elinden sunuluyor. Öyle zarifler ki, sanki çay değil de, Hasan Sabbah’ın fedailerine vaat ettiği cennetteki güzellikleri ikram ediyorlar. Kiminin kırmızı ruju, kiminin gömleğinin yakasındaki fırfır, kiminin çekingen bakışları.. Sade ama şık bu mahkum kadınlar, oradan oraya koşturarak ellerinden geldiğince bizi misafir etmeye çalışıyor.
O sırada bir görevli yanıma yaklaşıp kulağıma fısıldıyor:
"Onlara kimliklerini, geçen ve kalan zamanlarını ve neden burada olduklarını sormayın."
Hep birlikte beklendiğimiz büyük salona gidiyoruz. Daha içeri girmeden bizi meraklı gözlerle karşılıyorlar. Aile, çocuklar, koca, özgürlük, af.. Hepsi dertli, hepsinin gözlerinde hüzün var.
Hepsi de yaşadıkları sıkıntıları anlatmak için can atıyor aslında. Özledikleri, bekledikleri, hayalleri ve şu taş betonların arasında olanları anlatmak istiyorlar. Bir dokunsam, içlerinde tüm birikenler dökülecek önüme sanki.
Yemeklerde şap şikayeti
Rastgele bir kadın mahkumun yanına yanaşıyorum. "Konuşmak ister misiniz?" soruma çekingen yaklaşıyor. "Ay ne desem ki?" diye arkadaşına sorarken, ben içeriyi soruyorum, burada neler yaptığına, ne sıkıntıları olduğuna geliyor konu.
"Yemeklerde şap var" deyiveriyor birdenbire. "Kimse sesimizi duymuyor burada. Bizim yemeklerimizde de şap var. Şaptan beynimiz tıkandı. Düşünemez olduk. İnanabiliyor musunuz, annemin babamın adını unutacak hale geldim!"
Uzun yıllardır tartışılan yemeklerdeki şap konusu bir kez daha böylece gündeme geliyor. Cezaevlerinde sadece erkek mahkumların yemeklerine konulması gereken şapın, kadın mahkumların yemeklerine de konulduğu iddiası yıllardır gündemdeki yerini korur. Öyle ki geçtiğimiz sene bir cezaevi görevlisinin "Kadınlara ayrı yemek mi yapacağız? Sizinkilerde de şap var tabi!" dediği bile kulağıma çalındı.
Sincan Cezaevi ne kadar yeni, donanımlı ve modern olsa da, kadınlarda üreme sorunlarına yol açan şap, burada da kendine geniş bir tartışma alanı yaratmış bile…
9 Mart 2013 Cumartesi
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
DOĞAL KADIN
Analarımız, bacılarımız hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın;
Onlardan olduğumuz ve yaşamımızın doğumdan ölüme her anında varlıklarıyla onurlandığımız;
ihtiyacımız olduğunda desteklerini esirgemeyen, eğiten, yetiştiren, bizi biz yapma yolunda yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren fedakar kadınlarımızın "Dünya Kadınlar Günü" kutlu olsun.
28 Şubat 2013 Perşembe
Ankara Barosu Gelincik Projesi'nden Sergiye Davet...

Ankara Barosu Gelincik Projesi ve Fine Art Sanat Birliği işbirliğiyle
21 kıymetli sanatçımızın katılacağı kadın temalı karma resim ve seramik sergisi
düzenlenmiştir.
Sergimizin açılışı 04.03.2013 günü saat 18:00’da Antigone Sanat
Galerisi'nde yapılacaktır.
Sergilenen tüm eserler Gelincik Projesine bağışlanmış olup eserlerin
satışından elde edilecek gelir Ankara Barosu Gelincik Projesi'ne ait olacaktır.
Sergi davetiyelerimiz e-mail ekindedir.
Sergi davetiyelerimiz e-mail ekindedir.
Aktif Katılımınız ve katkılarınız bizi onurlandıracaktır.
Saygılarımızla…
Ankara Barosu Gelincik Projesi
Ankara Barosu Gelincik Projesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









