başkan zeren ünal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başkan zeren ünal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Mart 2017 Pazartesi
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ'NİN "YAPISI VE STATÜSÜ" İLE İLGİLİ BİLGİLER
28 Ocak 2016 Perşembe
Özgecan ASLAN'ın Annesi "Songül ASLAN" Canlı Yayında Haykırdı!..
‘Elimize bıçak alıp sokağa mı çıkalım?’
[ref] YENİ YÜZYIL GAZETESİ
& 2016-01-28 00:13:50
Özgecan'ın annesi canlı yayında haykırdı. Mersin’de katledilen Özgecan’ın annesi Songül Aslan, Bağdat Caddesi’nde bir genç kızın tecavüze uğraması olayıyla sarsıldı. Baba Mehmet Aslan ise “Köylüsünden, profesörüne her kesimden kişilerin yeraldığı bir şûra kurulsun” önerisinde bulundu
& 2016-01-28 00:13:50
Özgecan'ın annesi canlı yayında haykırdı. Mersin’de katledilen Özgecan’ın annesi Songül Aslan, Bağdat Caddesi’nde bir genç kızın tecavüze uğraması olayıyla sarsıldı. Baba Mehmet Aslan ise “Köylüsünden, profesörüne her kesimden kişilerin yeraldığı bir şûra kurulsun” önerisinde bulundu
MERSİN’de vahşi bir saldırıda katledilen üniversiteli
Özgecan Aslan’ın annesi Songül, babası Mehmet Aslan, cumartesi günü Bağdat
Caddesi’nde E.F.B.’nin bıçak zoruyla tecavüze uğraması olayının korkutucu
olduğunu söyledi. Aslan çifti, “O günden buyana çok acılar yaşadık. Hala da
yaşıyoruz” dedi. Özgecan Aslan’ın annesi Songül ve babası Mehmet Aslan, FOX
TV’de sabah yayınlanan İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat’e konuk oldu. Programda
gazeteci Küçükkaya, “Biz ‘Özgecanımızı kaybettik. Bir daha canımız yanmasın’
dedik. Fakat Kadıköy’de yine bir olay oldu. Mehmet Bey bu işi nereye
koyacağız?” diye sordu.
Atom bombası etkisi var
Bu konularla ilgili sadece devletten bir çözüm beklenmemesi gerektiğini ve bu olayları önlemek için sadece yasaların yeterli olmadığını savunan baba Mehmet Aslan, “Her insanın polisi kendi vicdanıdır.’ Maddeselleşmiş dünyada kötülük, ölümden daha hızlı hareket ediyor. Kim neyi görürse duyu organlarıyla, gözleriyle, kulaklarıyla, zihinleriyle bunu kopyalıyorlar. Aslında bu insanların bilinçaltında atom bombası etkisi yapıyor. Habercilik adına yapılmış olan hizmet, insanlara duyurulması, bildirilmesi, devletin, halkın bu anlamda duyarlı olmaları adına yapılan çalışmalar maalesef çok fazla hedefine varmıyor” dedi. Bu tür olayların aslında dünyanın her yerinde yaşandığını hatırlatan Aslan, ortak bir akıl üretmek için bir şûra önerisinde bulundu. Aslan şöyle dedi: “İnsanlar ‘Şeytana uydum’ diyor ya, şeytana uymaması gerektiğine ait o bilinci, şuuru nasıl oluşturacağız? Televizyonlarda onlarca, yüzlerce programda bilen insanlar sadece konuşuyor. Ama hiçbir şey yapılmıyor. Konuşmak bir çözüm değil. Mademki, bilim çok önemli ve bilen insanların bu sosyolojik tramvaya, drama el atmaları gerekiyorsa; sosyologların, psikologların, felsefecilerin güzel düşünen, çözüm üretmek isteyen çok basit bir köylü vatandaştan, profesöre kadar toplumsal bir şûra oluşturulmalı. Yasaların da caydırıcılığı olmalı.”
‘Verilen ceza içimi soğutmadı’
Bağdat Caddesi’nde yaşanan tecavüz olayının Özgecan olayına benzediğini savunan anne Songül Aslan durumu, “Çok korkunç” sözleriyle niteledi. Songül Aslan, “Acaba otobüslerin içine kameralar mı yerleştirilse? Bu cesareti göstermesinler. Bence devletimizin böyle bir şey yapması lazım. Bunların sonu gelmiyor. Özgecan kızımdan sonra da yine bunlar oldu. Oluyor da. Artık yetişme tarzından mı, eğitimsizlikten mi?” şeklinde konuştu. Kadına yönelik taciz ve tecavüz suçu için ciddi bir kanun çıkarılmasını isteyen Songül Aslan şöyle konuştu: “Kanunlar çıksın ki, insanlar bu tür olaylara teşebbüs etmesin. Devletimizden Özgecan yasasını istiyoruz. Başka canlar yanmasın. Cezaevlerine bu suçlardan düşenler, af, indirim, olmadığını bilmeli. Hep kızlarımıza, annelerimize oluyor. Neden yani hep bayanlara? Bizlerde mi bıçak alıp sokaklara çıkalım? Erkekler kendilerini daha güçlü hissedip kadınlara saldırıyor. Özgem çok özeldi. Bunu hiç hak etmedi. Tek suçu dolmuşa binip eve gelmekti. Caniler hak ettiği cezayı aldı. Bu benim içimi yine de soğutmadı. Hiçbir zaman da soğumayacak. Çünkü benim kızım yok şu an.” Barış, sevgi ve eğitimin çok önemli olduğunu vurgulayan anne Songül Aslan, öğretmenlere seslenerek, “Çocuklara çok güzel eğitimler versinler. Dayak, şiddet olmasın. Çocuklarınızı sevin ve sevgiyle yetiştirin. Derslerden ziyade barış ve sevgi konularını da işlesinler. Anne ve babalara çok büyük iş düşüyor. Çocuklarına sevgiyle yaklaşsınlar” dedi.
Baba Mehmet Aslan “İnsanlar sadece konuşuyor.
Atom bombası etkisi var
Bu konularla ilgili sadece devletten bir çözüm beklenmemesi gerektiğini ve bu olayları önlemek için sadece yasaların yeterli olmadığını savunan baba Mehmet Aslan, “Her insanın polisi kendi vicdanıdır.’ Maddeselleşmiş dünyada kötülük, ölümden daha hızlı hareket ediyor. Kim neyi görürse duyu organlarıyla, gözleriyle, kulaklarıyla, zihinleriyle bunu kopyalıyorlar. Aslında bu insanların bilinçaltında atom bombası etkisi yapıyor. Habercilik adına yapılmış olan hizmet, insanlara duyurulması, bildirilmesi, devletin, halkın bu anlamda duyarlı olmaları adına yapılan çalışmalar maalesef çok fazla hedefine varmıyor” dedi. Bu tür olayların aslında dünyanın her yerinde yaşandığını hatırlatan Aslan, ortak bir akıl üretmek için bir şûra önerisinde bulundu. Aslan şöyle dedi: “İnsanlar ‘Şeytana uydum’ diyor ya, şeytana uymaması gerektiğine ait o bilinci, şuuru nasıl oluşturacağız? Televizyonlarda onlarca, yüzlerce programda bilen insanlar sadece konuşuyor. Ama hiçbir şey yapılmıyor. Konuşmak bir çözüm değil. Mademki, bilim çok önemli ve bilen insanların bu sosyolojik tramvaya, drama el atmaları gerekiyorsa; sosyologların, psikologların, felsefecilerin güzel düşünen, çözüm üretmek isteyen çok basit bir köylü vatandaştan, profesöre kadar toplumsal bir şûra oluşturulmalı. Yasaların da caydırıcılığı olmalı.”
‘Verilen ceza içimi soğutmadı’
Bağdat Caddesi’nde yaşanan tecavüz olayının Özgecan olayına benzediğini savunan anne Songül Aslan durumu, “Çok korkunç” sözleriyle niteledi. Songül Aslan, “Acaba otobüslerin içine kameralar mı yerleştirilse? Bu cesareti göstermesinler. Bence devletimizin böyle bir şey yapması lazım. Bunların sonu gelmiyor. Özgecan kızımdan sonra da yine bunlar oldu. Oluyor da. Artık yetişme tarzından mı, eğitimsizlikten mi?” şeklinde konuştu. Kadına yönelik taciz ve tecavüz suçu için ciddi bir kanun çıkarılmasını isteyen Songül Aslan şöyle konuştu: “Kanunlar çıksın ki, insanlar bu tür olaylara teşebbüs etmesin. Devletimizden Özgecan yasasını istiyoruz. Başka canlar yanmasın. Cezaevlerine bu suçlardan düşenler, af, indirim, olmadığını bilmeli. Hep kızlarımıza, annelerimize oluyor. Neden yani hep bayanlara? Bizlerde mi bıçak alıp sokaklara çıkalım? Erkekler kendilerini daha güçlü hissedip kadınlara saldırıyor. Özgem çok özeldi. Bunu hiç hak etmedi. Tek suçu dolmuşa binip eve gelmekti. Caniler hak ettiği cezayı aldı. Bu benim içimi yine de soğutmadı. Hiçbir zaman da soğumayacak. Çünkü benim kızım yok şu an.” Barış, sevgi ve eğitimin çok önemli olduğunu vurgulayan anne Songül Aslan, öğretmenlere seslenerek, “Çocuklara çok güzel eğitimler versinler. Dayak, şiddet olmasın. Çocuklarınızı sevin ve sevgiyle yetiştirin. Derslerden ziyade barış ve sevgi konularını da işlesinler. Anne ve babalara çok büyük iş düşüyor. Çocuklarına sevgiyle yaklaşsınlar” dedi.
Baba Mehmet Aslan “İnsanlar sadece konuşuyor.
Kötülük ölümden daha hızlı
yayılıyor.
İnsanların ‘şeytana uymaması’ gerektiğine ait bilinci nasıl
oluşturacağız, bunların konuşulması lazım. Yapılan çalışmalarda da maalesef
mesafe alınamıyor ” dedi
3 Kasım 2015 Salı
KAMU YARARINA BİR PROJE: "Madde Kullanım Riski ve Madde Bağımlılığından Korunma" Konusunda Eğitim Faaliyetleri
KAMU YARARINA BİR EĞİTİM, ÖĞRETİM, "İNSANİ KORUMA VE KURTARMA" PROJESİ:
Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şube Başkanlığı olarak: “Madde
Kullanım Riski ve Madde Bağımlılığından Korunma” Konulu Uygulamalı Eğitime Katıldıktan Sonra;
Aynı Konuda Eğitim, Öğretim ve Uygulama Faaliyetlerine Başlama Kararı Aldık ve Bu Amaçla Dernek Olarak Bir
Uygulama Projesi Hazırladık.
HALK EĞİTİMİ VE İNSANİ KORUMA AMAÇLI BİR PROJE
Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şubesi Başkanı Zeren ÜNAL ve
Yönetim Kurulu Üyelerinin “Madde Kullanım Riski ve Madde Bağımlılığından
Korunma” Konusunda Eğitim Seferberliği Başlatma Kararı ve Kararlılığı.
Türk Kadınlar Konseyi Derneği Ankara Şubesi Başkanı Zeren ÜNAL;
13 Ocak 2015 tarihinde Ankara Valiliğinin daveti ile Emniyet Genel Müdürlüğü
tarafından Hazırlıp düzenlenen "UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE EĞİTİMİ"
Toplantısına katıldı. Türk Kadınlar Konseyi Birinci Genel Başkan Yardımcısı ve
Ankara Şube Başkanı Zeren ÜNAL, özellikle davet edildiği bu eğitim
toplantısında; Diğer Sivil Toplum Kuruluşları (STK) Başkanları ile hazır bulundu
ve bu eğitim toplantısı iki gün sürdü. Ankara Valiliği ile Emniyet Genel
Müdürlüğü tarafından müştereken düzenlenen toplantının Atölye çalışmalarında; Devletin Eğitim Kurumlarına kadar uzanan bu
illet (Uyuşturucu kullanımı ve madde bağımlılığı) ile Okullarımızda nasıl
mücadele edileceği uygulamalı olarak (Atölye Çalışmalarında) öğrenildi. Söz
konusu Eğitim ve uygulama çalışmasından sonra toplanan ve bir durum
değerlendirmesi yapan “Türk Kadınlar Konseyi Derneği Ankara Şubesi Yönetim
Kurulu” Çeşitli derece ve düzey Okullarda bu eğitim-öğretim ve uygulama
çalışmalarının Derneğimizce yapılması çalışmalarını başlatmaya karar verdi.
Bu eğitim faaliyeti ve projeden amaç: Başta Öğrenciler ve
öğrenci velilerini "bir Avukat, bir Psikolog, bir Doktor ve bir’de
Narkotik Komiseri"nden oluşan yeterli, yetkin ve yetkili bir kadro tarafından
eğitilmeleri ve bilgilendirilmelerini sağlamak suretiyle: Toplumsal barış,
sağlık, huzur, güvenlik ve istikrar konularında kamuya katkıda bulunmaktır.
16 Şubat 2015 Pazartesi
ŞİDDETLE KINIYOR VE CANİLERİN EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILMALARINI İSTİYORUZ.
Mersin'de öldürülen Özgecan Arslan için okuduğu Çağ
Üniversitesi'nde anma etkinliği düzenlendi
Çağ
Üniversitesi psikoloji bölümü ve farklı fakültelerdeki arkadaşları, Özgecan Aslan'ın
en son ders gördüğü sınıfta toplandı.
Arkadaşları, son olarak İngilizce dersi aldıkları sınıftaki
sıraya Aslan'ın fotoğrafını koydu, öğrenciler ve bazı öğretim üyeleri karanfil
bıraktı. Arkadaşları, Aslan için sınıfa bırakılan taziye defterine duygularını
yazdı. Sınıfta, zaman zaman "Yasta değiliz, isyandayız", "Özge
için adalet için" şeklinde slogan atıldı.
Aslan'a üniversitede en son gördüğü İngilizce dersine giren öğretim görevlisi İrina Mart, AA muhabirine, olaydan üzüntü duyduğunu söyledi.
Aslan'a üniversitede en son gördüğü İngilizce dersine giren öğretim görevlisi İrina Mart, AA muhabirine, olaydan üzüntü duyduğunu söyledi.
Kadına şiddetin her ülkede görülebildiğini ifade eden Mart,
şöyle konuştu.
"Bu sadece Türkiye'de olmuyor, her yerde yaşanabiliyor.
ABD'de, Ukrayna'da... Kadına karşı şiddet her yerde var. Bununla ilgili bir
şeyler yapmak lazım. Burada 20 kişilik çok güzel bir öğrenci gurubu vardı. 18'i
kız, 2'si erkekti. Kızlar birbiriyle çok güzel anlaşıyordu. Ders, neşeli ve
güzel olsun diye ben sürekli şaka yapmaya çalışıyordum. Özgecan, sakin şekilde
oturup, dersi dinlerdi. Çok saygılı ve güzel biriydi."
SUÇLULARIN EN AĞIR CEZAYI ALMALARINI İSTİYORUZ
Aslan'ın arkadaşlarından İlkim Esendemir de Özgecan'ı
"melek gibi" diye tanımladı. Aslan'ın hiç kimseyle polemiği
olmadığını vurgulayan Esendemir, "Kimseye zararı yoktu. Sınıf olarak da
ülke olarak da tek isteğimiz, suçluların hapse kapatılmaması, en ağır cezayı
almaları. Kimse bu acıyı bir daha yaşamasın, sadece yakınları değil, herkes
korkuyor" diye konuştu.
Ayçin Göze de herkesin buraya bir amacı olduğu için
geldiğini belirterek, "Bir hayalimiz ve idealimiz vardı. Tabi ki onun da
vardı. Özgecan'ın hayallerini elinden alanların en ağır şekilde
cezalandırılmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Beyza Çaylı da arkadaşının psikolog olmak istediğini dile
getirerek, "Adını duyuracağını söylerdi, duyurdu ama kötü duyuldu. Adı
duyulmasaydı keşke. Suçluların en ağır cezayı almasını istiyoruz. Bizim canımız
yandı, başkalarının yanmasın" şeklinde konuştu.
Suay Özeroğlu da Aslan'ın sessiz, sakin biri olduğunu
aktararak, "Kimseye zararı olmazdı. Hep gülerdi, onun üzgün olduğunu hiç
görmedik. Üzgün olsa da dışarı yansıtmazdı. Bu işin arkasını
bırakmayacağız" dedi.
İsmi laboratuvara verilecek
İsmi laboratuvara verilecek
Çağ
Üniversitesi, Tarsus ilçesinde öldürülen psikoloji bölümü öğrencileriÖzgecan Aslan'ın
adını, üniversitelerinde yeni kurulan psikoloji laboratuvarına verecek.
Üniversitenin internet sitesinde yer alan "Özgecan'ı
Ölümsüzleştiriyoruz" başlığı altındaki açıklamada, Aslan'a yapılan
"hunharca" saldırının kınandığı belirtildi.
Özgecan
Aslan'ı kaybetmenin derin üzüntüsünün yaşandığı bildirilen açıklamada, şu
ifadelere yer verildi:
"Kadına şiddet gibi insanlık dışı olayların sosyal ve psikolojik temelleri ivedilikle tespit edilmelidir. Bu bağlamda üniversitemizin senatosu olarak yeni kurduğumuz psikoloji laboratuvarına 'Özgecan Aslan Psikoloji Laboratuvarı' adını vereceğiz. Böylelikle, onun mesleğine dair hayallerinin yaşatılması ve isminin ölümsüzleştirilmesi kararı alınmıştır. Toplumsal travmaya yol açan bu elim olayın bir daha tekrarlanmaması için bilimin ışığında, saygıya ve sevgiye dayalı adil bir toplum yaratılması için kurumlar ve kişiler, üzerilerine düşen görevi yapmalıdır. Bu vahşeti yaşatan suçluların en ağır cezalarla yargılanacaklarına dair adalete güvenimiz tamdır. Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi olarak davaya müdahil olacak ve sonuna kadar takipçisi olacağız. Öğrencimize Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve milletimize başsağlığı dileriz."
"Kadına şiddet gibi insanlık dışı olayların sosyal ve psikolojik temelleri ivedilikle tespit edilmelidir. Bu bağlamda üniversitemizin senatosu olarak yeni kurduğumuz psikoloji laboratuvarına 'Özgecan Aslan Psikoloji Laboratuvarı' adını vereceğiz. Böylelikle, onun mesleğine dair hayallerinin yaşatılması ve isminin ölümsüzleştirilmesi kararı alınmıştır. Toplumsal travmaya yol açan bu elim olayın bir daha tekrarlanmaması için bilimin ışığında, saygıya ve sevgiye dayalı adil bir toplum yaratılması için kurumlar ve kişiler, üzerilerine düşen görevi yapmalıdır. Bu vahşeti yaşatan suçluların en ağır cezalarla yargılanacaklarına dair adalete güvenimiz tamdır. Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi olarak davaya müdahil olacak ve sonuna kadar takipçisi olacağız. Öğrencimize Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve milletimize başsağlığı dileriz."
REKTÖR BEDESTENCİ'NİN MESAJI
Çağ
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çetin Bedestenci de yayımladığı
mesajda, derin üzüntü içerisinde olduklarını kaydetti.
Türkiye'de kadına uygulanan şiddetin arttığını belirten
Bedestenci, "Bu elim olayı şiddetle kınıyor, hiçbir hafifletici gerekçesi
olmayan bu vahşeti işleyen gözü dönmüş suçluların en ağır cezalar ile
yargılanacağı ve hüküm giyeceği konusunda adalete güveniyorum. Kadına yönelik
şiddet vakalarının ivedilikle önüne geçilmesi için acil önlemler alınması gerektiğine
inanıyorum. Hepimizin başı sağolsun" ifadelerini kullandı.
İÇİŞLERİ BAKANI ALA'DAN BAŞSAĞLIĞI TELEFONU
Bu arada, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Mersin'de öldürülen
üniversite öğrencisiÖzgecan
Aslan'ın ailesine başsağlığı diledi.
Bakan Ala, Özgecan Aslan'ın
babası Mehmet Aslan'ı telefonla arayarak, acılı aileye başsağlığı dileklerini
iletti.
ADLİYE ÇALIŞANLARINDAN PROTESTO
İstanbul'da bir grup adliye çalışanı, üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Anadolu Adalet Sarayı C Blok girişinde toplanan grup
üyeleri, "Özgecan için isyandayız" şeklinde slogan atarak,
"Yasta değil isyandayız. Özgecan'ın hesabını soracağız" yazılı
pankart açtı.
Grup adına açıklama yapan Büro Emekçileri Sendikası iş yeri
temsilcisi Derya Seçer, bu ülkede kadınların erkeklerin şiddetine direndiği,
boşanmak istediği, yemeğin tuzunu fazla kaçırdığı, bir erkeğin teklifini
reddettiği gibi sebeplerle tecavüze uğrayıp öldürülebildiğini söyledi.
Seçer, tecavüz ve cinayet suçunun izahı ve hafifletici
sebebi olamayacağını belirterek, "Taammüden işlenmemiş bir versiyonu
olamaz. Kaza ile işlenmiş versiyonu olamaz. Yüzde yüz bilinçlidir,
taammüdendir. Bu eyleme izahat getirme yolunda en ufak çaba, doğrudan kurbana
yönelik suçlamadır. Kadının giyimi, yürüyüşü, saat kaçta nerede bulunduğu, şusu
busu hiçbir şeyin izahı olamaz" dedi.
Yargıçlar Sendikası üyesi Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesi
Hakimi Sevgi Övüç de öncelikle bir kadın ve anne olarak Özgecan'a Allah'tan
rahmet, ailesine de başsağlığı dilediğini ifade etti.
Bu ülkede artık kadının insan olma niteliğini kaybetmeye
başladığını söyleyen Övüç, "Kadın ikinci planda, ikinci tür insan değil,
insan olarak bile kabul edilmemeye başladı" diye konuştu.
Övüç, Atatürk'ün, "Ey Türk kadını, sen yerlerde
sürünmeye değil, omuzlarda, göklerde yükselmeye layıksın' sözünü hatırlatarak,
kadına şiddet konusunun abartıldığını düşünen zihniyeti eleştirdi.
Yakalarına Özgecan Aslan'ın
fotoğraflarını takan gruptakiler, bir süre alkış tuttuktan sonra dağıldı.
Ulaştırma Çalışanları Memur Sendikası (Ulaştırma Memur-Sen)
üyelerinin de aralarında bulunduğu grup, Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Atatürk Havalimanı'ndaki Devlet Hava Meydanları İşletmesi
önünde toplanan gruptakiler, "Özgecan'ımız Yandı" yazılı pankart
açarak, kadın cinayetlerinin durdurulması için çeşitli sloganlar attı.
SİYAH GİYİNMEYE DESTEK
Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto amacıyla dün sosyal medya üzerinden yapılan
"Özgecan için siyah giyin" çağrısına İstanbullular yoğun destek
verdi.
Özellikle üniversite ve lise öğrencilerinin katıldığı
eyleme, kadınlar kadar erkeklerin de destek verdiği görüldü.
Eylem kapsamında İstanbul'daki birçok üniversitede,
karanfiller ve mumlar eşliğinde Özgecan'ı anma töreni düzenlendi.
İstanbul Üniversitesi'ndeki eylemde konuşan Kadın
Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcisi Özge Doğan, yıllardır kadın
cinayetlerine karşı mücadele verdiklerini dile getirerek, "Çok genç bir
kadın, vahşice öldürüldü. Onun güzel yüzünü bayrağımız gibi sahiplendik. 8
Mart'a giderken başka Özgecanlar olmasın diye, üniversiteli kadınlar olarak
Özgecan'ı sahiplendik. Onun güzel yüzünü bayrağımız gibi taşıyacağız" diye
konuştu.
BELEDİYELER DE EYLEME DETEK VERDİ
Siyah giyinme eylemine katılan Maltepe Belediyesi
çalışanları, cinayeti protesto etti. Belediye çalışanları, "Gönüller
içinde ışıksın, ışıklar içinde uyu Özgecan" yazılı fotoğrafları yakalarına
taktı.
Beşiktaş Belediye binası önünde de siyah giyinenlerin
katıldığı bir sessiz çığlık eylemi gerçekleştirildi. Eyleme katılanlar ayrıca
yakalarına mor kurdele taktı.
KAMDIN AVUKATLARDAN TEPKİ
Özgecan
Aslan'ın öldürülmesi, Bursa'da çoğunluğu kadın avukatlardan oluşan grup
tarafından protesto edildi.
Bursa Adliyesi önünde toplanan grup adına basın açıklaması
yapan Bursa Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Nevin Canbaz, Mersin'de
hunharca katledilen Özgecan'ın tek suçunun kadın olmak olduğunu söyledi.
Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin sebep ve sonuçlarını yıllardır defalarca dile getirdiklerini belirten Canbaz, "Devletimiz çağdaş bir sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmeli, bu konuda gerekli olan hassasiyeti göstererek eğitim çalışmaları ve yasal düzenlemeleri yapmalıdır" diye konuştu.
Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin sebep ve sonuçlarını yıllardır defalarca dile getirdiklerini belirten Canbaz, "Devletimiz çağdaş bir sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmeli, bu konuda gerekli olan hassasiyeti göstererek eğitim çalışmaları ve yasal düzenlemeleri yapmalıdır" diye konuştu.
Baro Başkanı Ekrem Demiröz de cinayeti lanetlediklerini
belirterek "Kadını yok sayan, onu yok etmeyi kendine hak sayan bir
zihniyetin ürünü bu olay. Buna karşı toplumsal olarak mücadele
öngörüyoruz. Sadece polisiye tedbirlerle, cezalarla çözülebilecek bir şey
değil. Öncelikle ailelere büyük görevler düşüyor.
Çocuklarına insanlaşmayı, kadına insan olarak bakmayı ve bu
tür eylemlerin nasıl bir insanlık dışı bir eylem olduğu anlatılmalıdır"
ifadesini kullandı.
DAVAYA MÜDAHİL OLACAKLAR
Eskişehir Barosu Kadın Hukuku Komisyonu üyeleri de Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Komisyon Başkanı avukat Pınar Çelik Arpacı, Eskişehir Adalet
Sarayı binası önünde yaptığı açıklamada, kendilerinin artık ölen kız
kardeşlerinin arkasından ağlamak istemediklerini belirterek, kadını erkeğe eşit
tutmayanların, kadınları erkeklere tabi tutanların bu cinayetin azmettiricileri
olduğunu söyledi.
Öldürülen, şiddete uğrayan kadınların giydiği elbise
rengini, yaptığı makyajı, geç saatte dışarıda olmasını ölçü alan tahrik
indirimi uygulamasına son verilmesi gerektiğini ifade eden Arpacı, Özgecan Aslan'ın
tüm dava süreçlerinde davaya müdahil olarak sanıkların en ağır şekilde
cezalandırılması için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını kaydetti.
Eskişehir Barosu Kadın Hukuku Komisyonu üyeleri açıklamanın
ardından, sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı mesaj nedeniyle şarkıcı Nihat
Doğan hakkında, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.
SİYAH KIYAFETLERLE PROTESTO
Çanakkale Belediyesi personeli, Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar, siyah kıyafetler
giyip belediye binası önünde toplanan çalışanlar adına yaptığı açıklamada,
"1 kadın müsteşarı olan, 81 ilin sadece 1 kadın valisinin bulunduğu, 81
ilin sadece 2 milli eğitim müdürünün kadın olduğu bir ülkede, kadına, insana
saygılı Çanakkale Belediyesinde çalışmanın buruk gururuyla çığlıklarının
duyulmasını istediklerini" söyledi.
"İdam, hadım gibi ilkel, çağ dışı hamaset söylemleri
değil, adalet istediklerini" aktaran Ünüvar, "Bilinmelidir ki hiçbir
ceza öfke ve acımızı dindiremez. Biz ancak bir daha Özgecanların olmayacağını
garanti altına aldığımızda rahat nefes alacağız. Bununla beraber, elbette
gideni geri getirmese de geri kalanların bir nebze rahatlaması için, annelerin
çocuklarını korkusuzca okula
gönderebilmesi için adaleti, evrensel adaleti istiyoruz" dedi.
Ünüvar, adaletin olan olduktan sonra değil, olmadan önce
sağlanması gerektiğini belirtti.
Protestoya, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da katıldı.
Protestoya, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da katıldı.
ORDU
Ordu'da da adliye binası bahçesinde toplanan Ordu Barosu
avukatları burada basın açıklaması yaparak Özgecan Aslan'ın
öldürülmesine tepki gösterdi.
Grup adına açıklama yapan Avukat Ezgi Yücesoy, Özgecan Aslan'ın
tek suçunun kadın ve insanca yaşamak olduğunu söyledi.
Kadına şiddete karşı, kararlı bir devlet politikasına
ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Yücesoy, yaşanan olayların kabul edilemez
olduğuna işaret etti.
ANTALYA
Antalya Barosu Kadın Hakları Kurulu üyeleri, Mersin'in
Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Erkek avukatların da destek verdiği protestoda, avukatlar
basın açıklamasının ardından cübbelerini adliye önüne bıraktı.
ÖĞRENCİLERDEN PROTESTO
Tekirdağ'da bir grup lise öğrenci, Özgecan Aslan'ın
öldürülmesine tepki gösterdi.
Tuğlalı Park'ta toplanan öğrenciler, ellerinde dövizlerle
Aslan'ın öldürülmesini protesto etti.
Özge Altuntaş, gruptakiler adına yaptığı açıklamada, kadına
yönelik şiddetle ilgili en tehlikeli olgunun, toplumun yanlış algısı olduğunu
söyledi.
Türkiye'de her gün kadınların tacize ve tecavüze uğradığını
ancak bunların çok az kısmının açığa çıktığını belirten Altuntaş, "Belki
binlerce, on binlercesi ise toplumsal baskı ve böyle vakalarda kadını suçlu
gösteren erkek egemen zihniyet dolayısıyla gizli kalıyor, üzeri örtülüyor"
diye konuştu.
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak,
Süleymanpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Gülferah Güral, eski Çevre Bakanı Feyzi
Aytekin ile vatandaşlar da gruba destek verdi.
Muş Kadın Çatısı Derneği üyeleri, üniversitesi öğrencisi Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Belediye Meydanı'nda bir araya gelen dernek üyeleri, ellerindeki pankartlar sloganlar attı.
Belediye Meydanı'nda bir araya gelen dernek üyeleri, ellerindeki pankartlar sloganlar attı.
Dernek başkanı Nurcan Çetinbaş, yaptığı açıklamada, "Tecavüzün
faillerini erkekten ve erkek egemenliğinden soyutlayarak olaya bakamayız.
Sokakta, dolmuşta özellikle de hava karardığında tek başına kalmanın
tedirginliğini yaşamamış tek bir kadın dahi yok" dedi.
Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD) Başkanı Seda Kaya,
yaptığı yazılı açıklamada, kadına ve çocuklara şiddet uygulayana hürriyeti
bağlayıcı, tecavüz ve benzeri cinsel suçlara da cinsel yaşamı kısıtlayıcı
cezaların verileceği bir yasa beklentisi içinde olduklarını bildirdi.
ÇIPLAK AYAKLA PROTESTO
Erzurum'da, üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto eden kadın, soğuk havada çıplak ayakla eylem yaptı.
Özgecan
Aslan'ı rüyasında gördüğünü belirten Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Meclis
Üyesi Firdes Korkmaz Akova (49), Havuzbaşı Meydanı'na geldi.
Hava sıcaklığının sıfırın altında 13 derece olarak ölçüldüğü
kentte, ayakkabılarını ve çoraplarını çıkaran Akova, beton zeminde bir süre
bekledikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Özgecan'ın da mezarında
ayaklarının ve bütün bedeninin soğuğu hissettiğini, onun gibi soğuğu hissetmek
için böyle bir eylem yaptığını söyledi.
CEZA İNDİRİMİ UYGULANMASIN
Gaziantep Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Günay
Kaplan, "Toplumun en savunmasız kesimi olan kadın ve çocukların yaşam
hakkına yönelen suçlarda ceza indirimi uygulanmamasını istiyoruz" dedi.
Kadın Komisyon Başkanı Kaplan, adliye binasındaki baro
salonunda yaptığı açıklamada, kadın cinayetlerinde ve kadına yönelik şiddet
olaylarında artış yaşandığını savundu.
Kadın ve şiddet konuları üzerinden yürütülen politikaların
yanlış olduğunu öne süren Kaplan, kadınların güven içinde yaşamak istediğini
ifade etti.
Bunun için devletin çağdaş bir sosyal devlet olmanın
gereğini yerine getirmesi gerektiğine işaret eden Kaplan "Bu konuda
gerekli olan hassasiyeti göstererek, eğitim çalışmaları ve yasal düzenlemeler
yapmalıdır" diye konuştu.
ADANA
Adana Barosu da üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Adliye binası önünde toplanan avukatlar adına konuşan Adana
Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ebru Çatıkkaş, Türkiye'de geçen yılın ilk
11 ayında 270, bu yıl ocakta 27 kadının öldürüldüğünü, 7 kadına tecavüz
edildiğini söyledi.
Kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddetin temelinde,
kadını ötekileştiren, ataerkil erkek egemen toplum anlayışının yattığını
belirten Çatıkkaş, bu değişmediği sürece saldırıların son bulmayacağını
kaydetti.
SAMSUN
Ondokuz Mayıs üniversitesi'nde (OMÜ) toplanan bir grup
öğrenci, Mersin'in Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Kurupelit Yerleşkesi'ndeki Yaşam Merkezi'nde bir araya gelen
ve kendilerine "Üniversiteli Kadınlar Platformu" adını veren bir
grup, Aslan'ın öldürülmesini protesto eden dövizler taşıyıp sloganlar atarak
Eğitim Fakültesi önüne kadar yürüdü.
Burada grup adına açıklama yapan Şeyma Özberk, kadınların
her yerde şiddete maruz kaldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Kimi zaman baba, kimi zaman sevgili, kimi zaman
ağabey, koca, sokaktaki herhangi bir erkek. Yani düşman sokakta, evde
yatağımızda. Katillerimiz Tarsus - Mersin arasında bir dolmuş seferinde çıktı
kız kardeşimiz Özgecan'ın karşısına. Özgecan 20 yaşında bir üniversite
öğrencisi. Özgecan, kız kardeşlerinin omuzlarında uğurlandı. Şimdi Özgecan'ın
kız kardeşleri katillerden hesap sormak için sokak başlarını tutuyor, adını
haykırıyor."
Basın açıklamasının ardından bir süre slogan atan
gruptakiler, daha sonra dağıldı.
TARSUS ADLİYESİ ÖNÜNDE TARTIŞMA YAŞANDI
Özgecan
Aslan'ın öldürülmesini protesto için Tarsus Adliyesi önünde basın
açıklaması yapıldığı sırada bazı avukatlar arasında Mersin Barosunun zanlılara
avukat tayin etmesi nedeniyle tartışma yaşandı.
DOLMUŞLAR SİYAH KURDELE ASTI
Diyarbakır'da dolmuşlara öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın
fotoğrafı asılarak araçların ayna ve kapı kollarına siyah kurdele bağlandı.
Diyarbakır Barosu ve bazı sivil toplum kuruluşlarının
desteğiyle Dağkapı Meydanı'ndaki dolmuş durağında basın açıklaması yapan bir
grup kadın, ellerinde dövizlerle Özgecan'ın öldürülmesini protesto etti.
Grup adına açıklama yapan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları
Danışma ve Uygulama Merkezi Koordinatörü Serap Erkuş, "Talihsizliğimiz
odur ki, erki temsil eden kimi yetkili ve etkililer kadına dair zavallıca
açıklamalar yaparak, zaten konforlu sayılmayan toplumsal varlığımızı daha da
kötü bir noktaya doğru itmişlerdir. Bu garip söylemler artarak sürerken kadının
konumunda olumlu yönde gelişmeler olacağını beklemek iyimserlikten ziyade
saflık olur. Kadını erkeğe bağımlı hale getiren cinsiyetçi politikalar ve eril
yasalar sonucu, kadın kıyımları hızla artmıştır. Buna bağlı olarak
faillere yargılama sonucunda uygulanan indirimlere bakıldığında verilen
cezaların ne kadar yetersiz kaldığı görülmektedir" diye konuştu.
Açıklamanın ardından kadınlar, güzergahta sefer yapan dolmuş
şoförlerine üzerinde "Tecavüz insanlık suçudur, Özgecan'ın katline sessiz
kalma" yazılı Özgecan'ın fotoğrafı ile siyah kurdele dağıttı.
Şoförler, fotoğrafları araçlarının camlarına yapıştırarak,
kurdeleleri ayna ve kapı kollarına bağladı.
KASTAMONU'DA OTURMA EYLEMİ
Özgecan
Aslan'ın öldürülmesi, Kastamonu'da protesto edildi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)
öncülüğünde Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk ve Şehit Şerife Bacı anıtının
önünde toplanan grup, slogan atarak oturma eylemi yaptı.
KESK Kastamonu Kadın Platformu Başkanı Sibel Kibar, grup
adına yaptığı açıklamada, 3 gündür kayıp olan 20 yaşındaki Özgecan’ın yakılmış
cesedinin bulunduğu haberinin kadına yönelik şiddetin korkunç boyutlarını bir
kez daha gözler önüne serdiğini söyledi.
KONYA'DA PROTESTO
Karaman ve Konya'nın Ereğli ilçesinde Karaman Atatürk
Parkı'nda toplanan çoğunluğunu kadınların oluşturduğu grup, "Özgecan'a
uzanan eller kırılsın,", "Kadına uzanan eller kırılsın" ve
"Kadına şiddete hayır" şeklinde sloganlar attı.
Grup adına konuşan CHP İl Kadın Kolları Başkanı Meral Ünal,
son yıllarda Türkiye'de kadına şiddet olaylarının arttığını ileri sürdü.
VAN
Van Kadın Derneği (VAKAD), Yaşam Kadın Çevre, Kültür ve
İşletme Kooperatifi (YAKA-KOOP) ile Van Kadın Sanatçılar Derneği üyelerinden
oluşan kalabalık,Özgecan
Aslan'ın öldürülmesini Beşyol Meydanı'nda Kürtçe ağıtlarla protesto etti.
MİNİBÜS ŞOFÖRLERİNDEN PROTESTO
Edirne'de minibüs şoförleri, Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini, araçlarına astıkları afişlerle protesto etti.
Minibüslerin camlarına yapıştırılan afişlerde, Özgecan Aslan'ın
resmi ve "Özgecan
Aslan, seni unutmayacağız, unutturmayacağız" yazısı yer alıyor.
Edirne Toplu Ulaşım Sistemi Başkanı Hakan Giyik,
gazetecilere yaptığı açıklamada, üniversite öğrencisi Aslan'ın vahşice
öldürülmesinin herkes kadar kendilerini de üzdüğünü söyledi.
"Cinayeti işleyenin bir minibüs şoförü oluşu, bizleri tam anlamıyla kahretmiştir" diyen Giyik, cinayeti camia olarak lanetlediklerini vurguladı.
"Cinayeti işleyenin bir minibüs şoförü oluşu, bizleri tam anlamıyla kahretmiştir" diyen Giyik, cinayeti camia olarak lanetlediklerini vurguladı.
KADINLAR KARAYOLUNU TRAFİĞE KAPATTI
Çanakkale'de Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde
yaşayan kadınlar, Özgecan Aslan'ın öldürülmesini protesto etti.
Limandaki Atatürk Anıtı'nın önünde toplanan grup adına
konuşan Sibel Yılmaz, kadınlara uygulanan şiddetten örnekler verip kadın
haklarına saygı gösterilmesini istedi.
Konuşmanın ardından Küçükkuyulu kadınlar, ellerindeki
pankartlar ve sloganlar eşliğinde yürüyüş yapıp, Çanakkale-İzmir karayolunu bir
süreliğine trafiğe kapattı. Bu sırada kadınlara sürücülerden de destek geldi.
AĞIZLARA SİYAH BANT
Burdur CHP Kadın Kolları üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar
üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın öldürülmesini protesto etti.
Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan öğrenci ve vatandaşlar
"Özgecan'ın hesabını kadınlar soracak", "Kadın yaşamdır yaşamı
öldürmeyelim", "Katledilen kadınlar isyanımızdır" yazılı
dövizler taşıyarak bir süre slogan attı.
Bazı öğrenciler ağızlarını siyah bantla bantlayarak Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
KIRKLARELİ'NDE PROTESTO
Kırklareli'nde, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti
temsilcileri, Özgecan Aslan'ın öldürülmesini protesto etti.
Şevket Dingiloğlu Parkı'nda toplanan grup, Özgecan Aslan'ın
fotoğrafları ve "Özgecan'ın çığlığını duydunuz mu", "Özgecan
Aslan isyanımızdır", "Kadına şiddete dur de", yazılı
pankartlarla Kültür Anıt Parkı'na yürüdü.
Gruptakiler, "Kadın, yaşam, özgürlük", "Kadına kalkan eller kırılsın", "Özgecan Aslan ölümsüzdür" şeklinde sloganlar attı.
Gruptakiler, "Kadın, yaşam, özgürlük", "Kadına kalkan eller kırılsın", "Özgecan Aslan ölümsüzdür" şeklinde sloganlar attı.
Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu'nun eşi
Sibel Kesimoğlu, gruptakiler adına yaptığı açıklamada, Özgecan Aslan'ın vahşice
katledildiğini söyledi.
Kadına gereken saygı ve sevginin gösterilmesi gerektiğini
ifade eden Kesimoğlu, Özgecan Aslan'ı öldüren katillere en ağır cezanın
verilmesini istediklerini kaydetti.
ARDAHAN'DA PROTESTO
Özgecan Aslan'ın öldürülmesi, Ardahan'da protesto edildi.
Ardahan Valiliği önünde toplanan avukatlar, sivil toplum
örgütü temsilcileri ve kadınlar, Kaptanpaşa Mahallesi Milli Egemenlik
Parkı'ndaki Atatürk anıtına kadar yürüdü.
Çevredeki vatandaşlar ile sürücülerin de destek verdiği
yürüyüşte, kadına yönelik şiddetin son bulmasını isteyen kalabalık çeşitli
sloganlar attı.
Hatay'da siyah kıyafet giyen bir grup kadın, Özgecan
Aslan'ın öldürülmesini protesto etti.
Köprü'de toplanan kadınlar slogan atarak, "Susmayacağız", "Kadınlar insan, biz insanoğlu" yazılı döviz açtı.
Defne Kent Konseyi Kadın Meclisi Yürütme Kurulu Başkanı Bedia Öztürk, grup adına yaptığı konuşmada, insanlık dışı olayı kınadıklarını kaydetti.
Köprü'de toplanan kadınlar slogan atarak, "Susmayacağız", "Kadınlar insan, biz insanoğlu" yazılı döviz açtı.
Defne Kent Konseyi Kadın Meclisi Yürütme Kurulu Başkanı Bedia Öztürk, grup adına yaptığı konuşmada, insanlık dışı olayı kınadıklarını kaydetti.
"SESSİZ DURUŞ"
Afyonkarahisar Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu
üyeleri, Mersin'in Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın
öldürülmesini protesto etti.
Avukatlar, cübbeleri ile geldiği Afyonkarahisar Barosu
toplantı salonunda, Özgecan Aslan ve öldürülen kadınlar için bir dakikalık
"sessiz duruş" eylemi gerçekleştirdi.
Kayseri, Niğde, Malatya ve Kırıkkale baroları, Mersin'in
Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın hunharca öldürülmesine
tepki gösterdi. [AA] 16 Şubat 2015 Pazartesi, 11:23:58Güncelleme: 15:48:32
22 Nisan 2014 Salı
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ; ANKARA ŞUBE BAŞKANLIĞI & TBMM
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ
ANKARA ŞUBE YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI OLARAK ÇALIŞMALARINA KATILDIĞIMIZ VE "BİR STK OLARAK" KATKI VERDİĞİMİZ
TBMM Çevre Alt Komisyon Toplantısı'ndan
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ; ANKARA ŞUBE YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI
AÇEV tarafından düzenlenen "OKUMA-YAZMA" Kurslarını bitiren Kadınlarımıza diplomalarını vermek üzere; TKK Ankara Şube Başkanlığı adına, Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Hülya Gökçer katıldı
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ; ANKARA ŞUBE BAŞKANLIĞI
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ; ANKARA ŞUBE BAŞKANLIĞI;AÇEV
"İşlevsel Yetişkin Okur Yazarlığı Programı Yetişkinler İçin Okuma-Yazma Kursu" Diploma Törenine davet edildi...
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ; ANKARA ŞUBE BAŞKANLIĞI, 22 NİSAN 2014
TBMM Çevre Alt Komisyonu toplantısına "TKK Derneği Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi" Hülya Gökçer, Sokak Hayvanlarının himayesi, korunması ve idamesi konulu çalışmaya katıldı.
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ; ANKARA ŞUBE YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI (Yayın Tarihi: 21.04.2014)
Türk Kadınlar Konseyi Derneği; Ankara Şube Başkanlığı olarak Mona Hotel'de düzenlediğimiz "1.yıl kutlamamızda" soprano İpek ve tenor Cumhur, verdikleri muhteşem konserle katılanları adeta büyülediler...
29 Ocak 2014 Çarşamba
"KÜÇÜK GELİNLER" OLMASIN!...

TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ ANKARA
ŞUBE YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI
***
ŞUBE YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI
***
24 Ocak 2014 Cuma, RAMADA Otel
Ramada Otelde yaptığımız etkinliğin konusu aşağıdaki gibi;
'KÜÇÜK GELİNLER OLMASIN'
Küçük Yaşta Zorla evlendirilen kızların dramı Türkiye'nin
acı gerçeklerinden biri. Pek çok hüzünlü yaşam öyküsü duyuyor ve görüyoruz.
Kimi zaman çocuk gelinlerin ölümü ile sarsılıyoruz. Türk Kadınlar Konseyi
Derneği; Ankara Şubesi bu soruna dikkat çekmek için “KÜÇÜK GELİNLER OLMASIN” konulu/başlıklı
bir etkinlik düzenledi.
24 Ocak 2014’de düzenlenen etkinliğe TRT Ankara Tv’dan Kadın
Programları yapımcısı DEMET KAYIRAN Doğu ve Güneydoğu da kızlarımızın ve
kadınlarımızın sorunlarını inceleyip bir belgesel hazırlamıştı. Bu toplantıda
belgeselin bir bölümü olan Ayla Sultan'ın okumak ve çocuk yaşta evlenmemek
için verdiği büyük mücadele anlatılıyordu.
Kendisi de, aramıza katılıp çocuk yaşta verdiği mücadelenin
belgeselini bizimle birlikte izledi.. Kızlarımıza verdiği mesaj ise: “MESLEK
SAHİBİ OLMADAN VE KENDİ AYAKLARINIZIN ÜZERİNDE DURABİLECEK HALE GELMEDEN
EVLENMEYİN” biçiminde idi.
Etkinlikte sunulan program süresince, Başkan Zeren Ünal, Yönetim
Kurulu üyeleri, misafirler ve diğer katılımcılarla birlikte duygulu anlar yaşandı.
(HABER; Hülya Göçer, Yönetim Kurulu Üyesi)
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DERNEĞİ
ANKARA ŞUBE YÖNETİM KURULU
BAŞKAN: Zeren ÜNAL
12 Aralık 2013 Perşembe
Çanakkale Zaferinin 100.Yıl kutlamaları çerçevesinde.....
Çanakkale Zaferinin
100.Yıl kutlamaları çerçevesinde, Avustralya Büyükelçiliği'nin düzenlediği
Resim Yarışmasında derece alan resimlerin TBMM Parlâmenterler Birliği
Kültür Evi sergi açılışı
davetinden...
Türk Kadınlar Konseyi
Ankara Şubesi Başkanlığı
TÜRK KADINLAR KONSEYİ ANKARA ŞUBE BAŞKANLIĞI
Proje hazırlarken:
Zeren Ünal, Nihal Sevilmen,Hülya Gökçer
Swiss otel TANAP Toplantısından
Rixos Otel
ANKA KADIN ARAŞTIRMA MERKEZİ
açılış toplantısından
2 Aralık 2013 Pazartesi
KADIN AVUKAT HORTENSİA'NIN SAVUNMASI..!
M . Ö . 42 . . .
ROMA'LI KADIN AVUKAT HORTENSİA'NIN SAVUNMASI..!
ROMA'LI KADIN AVUKAT HORTENSİA'NIN SAVUNMASI..!
Roma'nın en iyi Avukatlarından
olan Quintus Hortensius'un kızıdır HORTENSİA..
Oldukca güzel ,zeki,cesur ve asil bir kadındır.. Hukuk
Eğitimi almış ve çok başarılıdır..
Ancak Erkek Egemen Roma
Yönetiminin, (Yasalarda olduğu halde) Kadın Yargıç olmaz direnişiyle Yargıç
olamamıştır.Yılmayarak çok başarılı bir Avukat olmuştur..
M.Ö.195
de Kartaca ile yapılan Savaş için çıkarılan Lex Oppia(felaket)Yasa'sında
Kadınların 1 Ons'tan fazla altını olmasını ve renkli giysiler giymeleri
yasaklanmış.
Roma'lı
Kadınlar bu Yasaya başkaldırdılar, Kadınların İlk Siyasi eylemi M.Ö.195 de oldu.
Aylarca Roma Caddelerinde hep bir
ağızdan aynı anda Çığlık atarak eylemler yaptılar..
Tutuklandılar,taktaklandılar..Zorla
Esir Galadyatörlere "metres"olarak verilerek cezalandırıldılar..
Çoğunluğu Kadın onurunu
aşağılayan bu iğrenç Cezaya karşı"metres"olmaktansa intihar etmeyi
seçtiler..Kaçabilenler,dağlara kaçtılar !
Görülen o ki Erkek egemen
toplumlarda Kadınlara,2055 yıl öncesinde de verilen Cezalarda da
"Tecavüz"e uğramak uğratılmak iğrençliği ön plandadır..!
Ancak TÜRK Yasalarında 2055 yıl
öncesinde de ve sonraki yüzyıllarda da TÜRK Kadın'ı Yönetimlerde varolmuş,Erkek
çocuklar ve Kız çocukları eşit yetiştirilmiştir..AT'a binme 3 yaşında
öğretilmiş..Ok atmak,Kalkan ve Kargı Kullanmak 5 yaşında öğretilmeye
başlanmıştır..
Kendini her türlü koşullarda
savunmayı öğrenen TÜRK Kadını'na değil zorla tecavüz asla kendi istediği
dışında yan gözle bile bakılamazdı..
TÜRK
Yasalarında;
Erkek egemen değil Eşit egemenlik hükmü
vardı..!
Önce TÜRK
Kadınlarının sahiplendiği ve VATAN Savunmasıyla Kanları ile Canları ile
destekledikleri Ebedi BAŞBUĞ ATATÜRK;Arapçı zihniyetin sinsice hakim olduğu ve
TÜRK Devleti'nde Hakları elinden alınan TÜRK Kadınlarına Kurduğu TÜRKİYE
Cumhuriyeti ile yeniden yüzyıllar önceki haklarını verdi..(2055 yıl önceki
cesur bir Kadını anlatmaya çalışırken,ATAMIZA minnettarlığımızı yazmam
gerekti..)..
Cesur
Roma'lı kadın büyük direnişinden 153 yıl sonra Lex Oppius Yasa'sına Üçlü Roma
yönetimi;Octavius, Marcus Emilius ve Lepidus, yeni maddeler koydu..
Önlerine
geleni özelliklede İktidar'a muhalif olanları Halk düşmanları ilan ederek
mallarına mülklerine el koydular..Sıra Roma'lı Kadınlara geldi..
Özellikle
İktidara muhalif olan en zengin 1400 Kadın'ı sözüm ona vergilendirmek amacıyla
hemen uygulanmak üzere genelge çıkardılar..
İktidar'ın
kendilerine karşı çıkardığı Genelgeyi kabul etmeyen Roma'lı
Kadınlar;başlarında Avukat HORTENSİA olmak üzere Forum Mahkemesi'ne gittiler..!
VE HORTENSİA'NIN
SAVUNMASI:
"Eğer
Hukuk'a ve Mahkeme'ye karşı bir hata ettiysek bizi cezalandırın.Ama biz
sizi,halk düşmanı ilan etmek için oy kullanmadık.Ocaklarınızı
söndürmedik,düşmanları size karşı kışkırtmadık,şan şeref ve statü kazanmanızı
engellemedik.neden Suçu paylaşmadığımız halde cezayı paylaşıyoruz !
Şanda
Şerefte,Komutada,Siyasette bir payımız olmadığı halde niye vergi
ödeyecekmişiz..??
Çünkü Savaş Var diyorsunuz.Ama ne
zaman Savaş yoktu ki..?
Galya'lılarla,Part'larla
Savaşacaksanız gönüllü katkıda bulunuruz ama İÇ Savaşa Hayır..!"..
HORTENSİA'NIN
Savunmasına oldukça öfkelenen Mahkeme Heyeti,
Korumalarına (Lictorlar), Kadınları
derhal dağıtmalarını emretti iseler de, oldukça kalabalık olan Kadınlar
öylesine Avaz Avaz ÇIĞLIK(!)atmaya başladılar ki,Baltalı Lictorlar şaşkınlık
içinde öylece kaldılar..!!
Ertesi
gün hemen anında Mahkeme Roma'lı Kadınlara uygulanacak Vergilendirmeyi iptal
etti...!!
ROMA,KADININ
GÜCÜ KARŞISINDA GERİ ADIM ATTI..
YA İŞTE BÖYLE...!
Saygılarımla
Gülsev EYÜBOĞLU
02 Aralık 2013
Saygılarımla
Gülsev EYÜBOĞLU
02 Aralık 2013
--
"VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN
OLSUN"
."NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE"
İNADINA -İLELEBET
10 Eylül 2013 Salı
TÜRK KADINLAR KONSEYİ DOSTLUK TOPLANTISI
Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şubesi Başkan ve Üyeleri "DOSTLUK TOPLANTISI" Çayında
19 Ağustos 2013 Pazartesi
HABERTÜRK: Türk Kadınları Konseyi Ankara Şube Başkanı Zeren ÜNAL, "İtibarlı erkekler de var"
Bursa Adliyesi Hâkimi Önder Kanyılmaz’ın kadınların
yasalarla korunduğunu iddia etmesi, tartışma yarattı…
17 Ağustos 2013 Cumartesi, 09:57:06 Güncelleme: 10:01:58
Zeynep YILDIRIM-Uğur USLUBAŞ / AHT
Bursa Adliyesi’nde görevli Hâkim
Önder Kanyılmaz, “Erkeğin
İtibarsızlaştırılması Feminist Düzen” adlı kitabında, kadınların yasalarla
korunduğunu, erkeklerin itibarsızlaştırıldığını iddia etti. Kanyılmaz,
yasalarda kadın lehine yapılan düzenlemelerle erkeklerin evlenmekten korkar
duruma geldiğini öne sürdü. Biz de, Kanyılmaz’ın kitabından yola çıkarak
uzmanlara sorduk: “Yasalar, erkeklerin itibarsızlaştırılmasına mı neden oluyor,
kadınları koruyor mu?”
‘Velayeti alamayan babanın
çaresizliğini kitapta anlattım’
Habertürk’ün haberiyle ilgili gazetecilere açıklama yapmayan
Kanyılmaz, internet sitesinde kitabıyla ilgili görüşlerine devam etti.
Kanyılmaz şunları söyledi: “Erkek annelerinin, son yıllarda gelinleri
tarafından yok sayılmaya başlandığını düşündüklerini biliyorum. Eşlerine ve
çocuklarına karşı itibarsızlaşan oğullarından anneler umudunu kesmek üzere.
Anne-babalar, kız evlat sahibi olmayı istemekte.
Çocuklarının velayetini alamamış bir babanın ne kadar yalnız ve çaresiz
olduğunu, boşanmaların gerçekte kaybedeninin erkekler olduğunu kitabımda
anlatmaya çalıştım.”
Kadın Adayları Destekleme
Derneği (KADER) İstanbul Şube Başkanı Çiğdem AYDIN: ‘Kadına şiddeti önlemek için
yasalar tam uygulanmıyor’
Bu düşünceye katılmak mümkün değil. Kadınlara tecavüzden,
tacizden yargılananlar iyi halden yararlanıp serbest bırakılıyor. Öyleyse nasıl
yasa kadınları koruyor? Erkek itibarsızlaştırılmıyor, aksine kadına yönelik
şiddeti önlemek için mevcut yasalar uygulanmıyor. Denetimli serbestlik yasası
uygulanmadığı için hapse atılan insanlar bile serbest bırakıldı. Bu fırsatla
yargılamalar önleniyor.
Hâkim de kitabıyla kendisini ele vermiş. İşte bu tarz
hâkimler yüzünden cezalara indirim uygulanıyor. Doğrudan doğruya korunmasına
izin verilmiyor, önlenemediği noktadan sonra koruma yapılıyor.
Avukat Liana GÜNBERK:
‘Kadınlara ayrıcalık yok’
Son yıllarda iktibas ettiğimiz yasalarla kadın-erkek kavramı
yerini “eşler” ibaresine bıraktığı için toplumumuzda maalesef erkekler bu
durumu itibarsızlaştırılma olarak yorumluyor. Yasalar kadınlara ayrıcalık
tanımamakta, cinsiyet ayrımından uzaklaşıp eşler ibaresini benimsemektedir.
Eskiden kadının ekonomik özgürlüğü olmadığından “eşler
arasında paylaşımı” esas alan kanunlar erkeklerin korkulu rüyası haline
gelmişti. Kanun maddelerinde kadına üstünlük tanınmamaktadır. Yürürlükteki
yasaların kadınlara üstünlük verdiğini söylemek hukuken mümkün değil.
![]() |
| Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şube Başkanı ZEREN ÜNAL |
Türk Kadınları Konseyi (TKK) Ankara
Şube Başkanı Zeren ÜNAL:
‘İtibarlı erkekler de var’
Erkek itibarsızlaştırılıyor diye bir şey düşünmüyorum.
Yasalar aciz olan kadınların korunmasıyla ilgili. Zor durumda olan kadınların
korunması gerekiyor. Bu konuda çeşitli dernekler ve barolar çalışıyor. Birçok
kadın aciz durumda ve bunu söyleyemiyor. Hepsi suçlu olarak kabul edildiği için
çekiniyor. Korunması gereken hakikaten kadınlardır. Maddi imkânları da olmadığı
için korunmak zorundalar. Kadın korunurken erkek itibarsızlaşmaz.
Bu konuda çalışan itibarlı erkekler de var.
Bu konuda çalışan itibarlı erkekler de var.
Avukat M. Çağrı SONGÜÇ:
‘Pozitif ayrımcılık olmalı’
Yasalar erkek egemen toplumlarda kadınlarımızın özgürleşmesine
aracılık eder. Kadını koruyan düzenlemelerin kadınlarımız tarafından art
niyetli kullanılması ihtimalini bir kenara bırakmak gerekir. Kadınlar tabii ki
yasalarla korunuyor ve kendilerine pozitif ayrımcılık uygulanıyor çünkü buna
ihtiyaç var. Devlet anayasal olarak kadını korumakla yükümlü.
Bu yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen de ciddi hak
ihlalleri mevcut. Güçsüz kadınların yasalarla korunmasını engellemek daha çok
kadın cinayetlerine, daha çok tecavüz vakalarına neden olur. Adalet eşit olmayanları
eşit konuma getirmeyi gerektirir.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Mehmet Kamil YILDIRIM:
‘Ayrımcılık Batı’da da görülüyor’
Hakimlerin tarafsız olduğu bir ortamda yapılan
yargılamalarda bazı yasal düzenlemeler erkekten yana gözüküyor olsa da sonuçta
bağımsız ve tarafsız mahkemelerin hakkaniyete ve adalete uygun kararlar
verebileceği unutulmamalıdır. Salt birkaç düzenlemenin ön planda tutularak
erkeğin itibarsızlaştırıldığını söylemek sosyolojik gerçekler karşısında zordur.
Kişiler, yasa önünde eşittir. Kadınlar bakımından pozitif ayrımcılık Batı
ülkelerinde de görülmektedir. Türkiye’de de kadına pozitif ayrımcılık
uygulanması mukayeseli hukuka uygundur.
Anahtar Kelimeler: Kadınlar
yasalarla korunarak erkekler itibarsızlaştırılıyor mu?, Hâkim
Önder Kanyılmaz, Erkeğin
İtibarsızlaştırılması Feminist Düzen
***
YORUM, ELEŞTİRİ VE KATKILAR:
----- Özgün İleti -----
Kimden : tecavuzmagduru@mynet.com
Kime : info@tkkdistanbul.org
Cc : info@tkkdankara.org
Gönderme tarihi : 17 Ağustos 2013 Cumartesi 22:10
Konu : Sayın Zeren ÜNAL Hanıma Hakim Önder Kanyılmaz'ın kadınlarla ilgili yaptığı açıklamalara karşı karşınları savunan sözlerinden dolayı çok teşekür ederim. Asıl itibarsazlaştırılan erekler değil kadınlar. Bunları her açıdan fazlasıyla yaşadım çevremdeki kadınlarla birlikte ve her türlü şiddeti, ayrımcılığı gördüm. Gerçekler önemli, yaşananlar baz alınmalı, söylenenler değil. Kadının adı çıkacağına canı çıksın politikası uygulanıyor. Ne yapsak suç, bir şey yapmasak bile günah keçisi ilan ediliyoruz. Yaşadıklarımızı taşıyamaz durumdayız, bu yüzden de yargılanıyoruz. Doğruyu söyleyince dokuz köyden kovuluyoruz. Kadını ne eşi, ne sistem, ne hukuk, ne toplum, ne tıp hiç kimse ve hiç bir kurum gerçekten korumuyor, kadına kadına şiddeti ise toplumsal baskıların bir sonucu. Maddi imkanlar hiç bir şeyi çözmüyor, keşke bu kadar kolay olsa, eğitimle de olacak iş değil, tamamen toplumsal ve hukuksal, tıbbi bakış açısı ile ilgili bir durum.
Her şey baştan sonra değişmeli, gerçek reform gerçekten şart.
***
***
YORUM, ELEŞTİRİ VE KATKILAR:
----- Özgün İleti -----
Kimden : tecavuzmagduru@mynet.com
Kime : info@tkkdistanbul.org
Cc : info@tkkdankara.org
Gönderme tarihi : 17 Ağustos 2013 Cumartesi 22:10
Konu : Sayın Zeren ÜNAL Hanıma Hakim Önder Kanyılmaz'ın kadınlarla ilgili yaptığı açıklamalara karşı karşınları savunan sözlerinden dolayı çok teşekür ederim. Asıl itibarsazlaştırılan erekler değil kadınlar. Bunları her açıdan fazlasıyla yaşadım çevremdeki kadınlarla birlikte ve her türlü şiddeti, ayrımcılığı gördüm. Gerçekler önemli, yaşananlar baz alınmalı, söylenenler değil. Kadının adı çıkacağına canı çıksın politikası uygulanıyor. Ne yapsak suç, bir şey yapmasak bile günah keçisi ilan ediliyoruz. Yaşadıklarımızı taşıyamaz durumdayız, bu yüzden de yargılanıyoruz. Doğruyu söyleyince dokuz köyden kovuluyoruz. Kadını ne eşi, ne sistem, ne hukuk, ne toplum, ne tıp hiç kimse ve hiç bir kurum gerçekten korumuyor, kadına kadına şiddeti ise toplumsal baskıların bir sonucu. Maddi imkanlar hiç bir şeyi çözmüyor, keşke bu kadar kolay olsa, eğitimle de olacak iş değil, tamamen toplumsal ve hukuksal, tıbbi bakış açısı ile ilgili bir durum.
Her şey baştan sonra değişmeli, gerçek reform gerçekten şart.
***
EKLER:
01. Savcılığa Verilen Dilekçe Örneğidir:
A.O. Y.’nin MAĞDUR ETTİĞİ KIZLARDAN BİRİNE AİT İFADEDİR:
02. ASAYİŞ’E İHBAR EDİLEN LİSTE:
03. ÖZEL NOT'LAR: 01. Savcılığa Verilen Dilekçe Örneğidir:
A.O. Y.’nin MAĞDUR ETTİĞİ KIZLARDAN BİRİNE AİT İFADEDİR:
02. ASAYİŞ’E İHBAR EDİLEN LİSTE:
04. BEYLERBEYİSABANCI
POLİS KARAKOLUNDA OLANLAR
05. HAYDARPAŞA NUMUNE HASTALIKLARI PSİKİYATRİ SERVİSİ
06. EN ZOR ANIMINZDA HEP TEK BAŞIMIZAYIZ. HERKES YA KAÇAR, YA SUÇLAR!
07. İST. ÇAPA TIP FAKÜLTESİ
08. HİÇ KİMSENİN UMRUNDA OLMADIĞIMI O KADAR İYİGÖRDÜM Kİ ADIMI KARALAMANIN NE KADAR KOLAY OLDUĞUNU…
09. ÇAPA ADLİ TIP
10. Erenköy Ruh & Sinir Hastalıkları
11. Erenköy RUH & SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ
12. Kadıköy Adliyesi Savcılığı’na
13. T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ, İl Sağlık Müdürlüğü’ne
Konu: ............ nolu karara itirazı
Tüm bunların (BİLGİ VE BELGELERİN) değerlendirilerek gereğinin acilen yapılmasını saygılarımla arz ederim
MSG big:0 sender:(null) username:alias
05. HAYDARPAŞA NUMUNE HASTALIKLARI PSİKİYATRİ SERVİSİ
06. EN ZOR ANIMINZDA HEP TEK BAŞIMIZAYIZ. HERKES YA KAÇAR, YA SUÇLAR!
07. İST. ÇAPA TIP FAKÜLTESİ
08. HİÇ KİMSENİN UMRUNDA OLMADIĞIMI O KADAR İYİGÖRDÜM Kİ ADIMI KARALAMANIN NE KADAR KOLAY OLDUĞUNU…
09. ÇAPA ADLİ TIP
10. Erenköy Ruh & Sinir Hastalıkları
11. Erenköy RUH & SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ
12. Kadıköy Adliyesi Savcılığı’na
13. T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ, İl Sağlık Müdürlüğü’ne
Konu: ............ nolu karara itirazı
Tüm bunların (BİLGİ VE BELGELERİN) değerlendirilerek gereğinin acilen yapılmasını saygılarımla arz ederim
MSG big:0 sender:(null) username:alias
20 Nisan 2013 Cumartesi
Şube Genel Kurulumuz Yapıldı
Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şube Genel Kurulu İfa ve İcra Edildi
Şubemiz, (Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şubesi) üç çalışma yılını başarıyla tamamlamış ve Olağan Genel Kurulu'nu 09 Nisan 2013 Tarihinde yapmış bulunmaktadır.
![]() |
| TÜRK KADINLAR KONSEYİ ANKARA ŞUBESİ BAŞKANLIĞI |
Güven tazeleyerek tekrar Şube Başkanlığı'na seçilmiştir.
Usul ve hukuka uygun olarak, Seçimlerin tamamlanmasından sonra söz alan Başkan Zeren ÜNAL, kısa bir teşekkür konuşması yaparak aşağıdaki hususlara değindi:
1. Şubemiz bu güne kadar başlattığı ve Ankara Barosu Gelincik Projesi'ndeki gibi taraf olduğu bütün çalışma, kamu yararına faaliyet, güncel etkinlikler ve projeleri kararlılıkla sürdürerek büyük bir bölümünü başarıyla tamamlamıştır.
2. Bu gün için, yeni döneme intikal eden ve geçen dönemden kalan projeler de aynı kararlılıkla sürdürülecek ve tamamlanacaktır.
3. Ayrıca, Kadın, Çocuk, Yaşlı ve Engelli sorunlarına önem verilecek; Özellik ve ağırlıkla eğilinecek ve başta bu kitlelerin kendi kuruluşları ile entegrasyon olmak üzere, tüm sorunlar ile yakından ilgilenilecektir.
4. Bunun dışında, ana konumuz olan ve Derneğimiz Tüzüğünde açıklanarak, tanımlanan hedefleri gerçekleştirmek uğruna gerekli faaliyetler düzenli, istikrarlı ve kararlı bir program dahilinde yapılacaktır.
Hepinizi hürmetle selâmlar, itimad ve teveccühünüze içtenlikle teşekkür ederim.
Yeni Yönetimizi ile yeni faaliyet dönemimiz hayırlı, sağlıklı ve başarılı olsun, diyerek Genel Kurul'u selâmladı ve konuşmasını tamamladı..
18 Nisan 2013 Perşembe
TKK ANKARA ŞUBESİ'NE GELİNCİK PROJE'SİNDEN PLÂKET
Uluslararası etkin ve saygın bir sivil toplum kuruluşu olan "Türk Kadınlar Konseyi" (TKK) Ankara Şubesi'nin, katılımcısı ve aktif ortağı olduğu; Ankara Barosu "GELİNCİK PROJESİ"nin oluşumu ve faaliyete geçişinin ikinci yılını kutlama törenlerinde , Şube Başkanımız Sayın ZEREN ÜNAL bir "TEŞEKKÜR PLAKETİ" ile ödüllendirildi.
Ankara Barosu Başkanlığı tarafından himaye edilen Proje, büyük bir katılım, heyecan ve destekle sürmektedir. Türk Kadınlar Konseyi Ankara Şubesi ve Sayın Başkan Zeren ÜNAL ve Saygın Yönetiminin destekleri daima devam edecektir.
19 Mart 2013 Salı
BİZ DE "8 Mart Dünya Kadınlar Gününde" ORADAYDIK!....
oje mutluluk, şap mutsuzluk
Ahmed Arif’in, memleketine
gelen baharı müjdelediği o taş duvarlara, demir kapılara, kör pencerelerin
ardına gidiyoruz. Sincan Cezaevi’ne doğru yürek burkan bir yoldayız. Dünya
Kadınlar Günü’nü, demir kapılar ardında tutsak edilmiş kadın mahkumlarla kutluyoruz.
AZ gidiyoruz,
uz gidiyoruz. Dere tepe düz gidiyoruz. Gittikçe azalıyor sesler, binalar. Şehir
uzakta kalıyor. Sevgililer Günü kadar bile kabullenemediğimiz 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü’nü Sincan Cezaevi’nde kalan kadın mahkumlarla kutlamaya
gidiyoruz.
Sincan’a doğru hediyelerin yüklendiği kocaman bir otobüsle, aralarında: Gelincik Projesi kapsamında etkinliğe katılan "Uluslararası Türk Kadınlar Konseyi, Ankara Şube Başkanlığı" Üyeleri, Uluslararası bazı Federasyonlara bağlı Dernek Şubeleri ve yine Uluslararası Soroptimist Kulüpleri Federasyonu’na bağlı Emek, Çankaya ve GOP
Kulüpleri ile beraberiz.
Otobüs yol aldıkça sesler, binalar azalıyor. Şehir arkamızda kaldıkça yaşam da kendini yavaşlatıyor.
Hediyeler arasında kadınlara özel temizlik malzemeleri büyük önem taşıyor. En özel jest ise oje. Bu ziyareti ve yardımları organize edenlerden biri olan Hale Hanım’a "Neden oje?" diye sorulduğunda gülümsüyor ve ekliyor:
"Kadın, her yerde kadındır!"
Otobüs yol aldıkça sesler, binalar azalıyor. Şehir arkamızda kaldıkça yaşam da kendini yavaşlatıyor.
Hediyeler arasında kadınlara özel temizlik malzemeleri büyük önem taşıyor. En özel jest ise oje. Bu ziyareti ve yardımları organize edenlerden biri olan Hale Hanım’a "Neden oje?" diye sorulduğunda gülümsüyor ve ekliyor:
"Kadın, her yerde kadındır!"
Gözbebeği dedektörü ve mantıcı kadınlar
"Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü" tabelalarını görmeye başladığımızda dernek üyeleri kadınların yol boyu süren neşeleri, yerini hafif bir tedirginliğe bıraktı. Gri duvarları, nöbet bekleyen askerleri ve dört bir yanımızda uzanan çorak topraklarıyla Sincan Cezaevi tam karşımızda duruyor.
İçeri girebilmek için birkaç aşamadan geçmek gerekiyor.
"Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü" tabelalarını görmeye başladığımızda dernek üyeleri kadınların yol boyu süren neşeleri, yerini hafif bir tedirginliğe bıraktı. Gri duvarları, nöbet bekleyen askerleri ve dört bir yanımızda uzanan çorak topraklarıyla Sincan Cezaevi tam karşımızda duruyor.
İçeri girebilmek için birkaç aşamadan geçmek gerekiyor.
Tıpkı havaalanındaki
kontroller gibi kemerlerin, ayakkabıların, takıların da çıkarıldığı ilk kontrol
tamamlanıyor.
Ardından sıra göz kaydına geliyor. Makinalar biraz yavaş olduğundan, 50 kişilik grubun kaydının alınması biraz uzun sürüyor. İçtenlikle gülümseyerek bizi karşılayan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Ferit Çaydaşı hemen espriyi patlatıyor:
"Hürriyet Gazetesi değil mi? Tek kişi misiniz? Tamam, hemen size F tipi tek kişilik bir hücre hazırlatıyorum."
Çaydaşı’nın "firarileri önlemek için" diye açıkladığı, kişileri gözbebeğinden tanıyan makinadan onay aldıktan sonra demirler arasından koridora süzülüyoruz.
İlk olarak "mantıcı kadınlar" ile karşılaşıyoruz. Beyaz önlükleriyle mutfakta çalışan bu kadın mahkumlar, yaptıkları mantıları büyük bir alışveriş merkezine satıyorlar.
Uzun koridoru yavaş adımlarla geçiyoruz. Sağ tarafta demirli ve telle çevrilmiş pencereler, pencelerin ardında rengarenk oyun parkı gözümüze çarpıyor. Dört duvarın çevirdiği ve pencereden görünen bahçede, mahkum çocuklarının kendilerini "hapis" gibi hissetmemesi için gösterilen çabaya şahit oluyoruz.
Koridorun sonunda bir stant görüyoruz. Hurç, örtü gibi çeşitli tekstil ürünlerinin satıldığı bu stant, kadın mahkumların el emeği göz nuru işlerinden oluşuyor. "Bu kaça, şunun örtüsü var mı?" gibi sorularla burada da biraz oyalandıktan sonra yemekhaneye açılan bir odaya geliyoruz.
Tavşan kanı çaylar zarif ve utangaç kızların elinden sunuluyor. Öyle zarifler ki, sanki çay değil de, Hasan Sabbah’ın fedailerine vaat ettiği cennetteki güzellikleri ikram ediyorlar. Kiminin kırmızı ruju, kiminin gömleğinin yakasındaki fırfır, kiminin çekingen bakışları.. Sade ama şık bu mahkum kadınlar, oradan oraya koşturarak ellerinden geldiğince bizi misafir etmeye çalışıyor.
O sırada bir görevli yanıma yaklaşıp kulağıma fısıldıyor:
"Onlara kimliklerini, geçen ve kalan zamanlarını ve neden burada olduklarını sormayın."
Hep birlikte beklendiğimiz büyük salona gidiyoruz. Daha içeri girmeden bizi meraklı gözlerle karşılıyorlar. Aile, çocuklar, koca, özgürlük, af.. Hepsi dertli, hepsinin gözlerinde hüzün var.
Hepsi de yaşadıkları sıkıntıları anlatmak için can atıyor aslında. Özledikleri, bekledikleri, hayalleri ve şu taş betonların arasında olanları anlatmak istiyorlar. Bir dokunsam, içlerinde tüm birikenler dökülecek önüme sanki.
Yemeklerde şap şikayeti
Rastgele bir kadın mahkumun yanına yanaşıyorum. "Konuşmak ister misiniz?" soruma çekingen yaklaşıyor. "Ay ne desem ki?" diye arkadaşına sorarken, ben içeriyi soruyorum, burada neler yaptığına, ne sıkıntıları olduğuna geliyor konu.
"Yemeklerde şap var" deyiveriyor birdenbire. "Kimse sesimizi duymuyor burada. Bizim yemeklerimizde de şap var. Şaptan beynimiz tıkandı. Düşünemez olduk. İnanabiliyor musunuz, annemin babamın adını unutacak hale geldim!"
Uzun yıllardır tartışılan yemeklerdeki şap konusu bir kez daha böylece gündeme geliyor. Cezaevlerinde sadece erkek mahkumların yemeklerine konulması gereken şapın, kadın mahkumların yemeklerine de konulduğu iddiası yıllardır gündemdeki yerini korur. Öyle ki geçtiğimiz sene bir cezaevi görevlisinin "Kadınlara ayrı yemek mi yapacağız? Sizinkilerde de şap var tabi!" dediği bile kulağıma çalındı.
Sincan Cezaevi ne kadar yeni, donanımlı ve modern olsa da, kadınlarda üreme sorunlarına yol açan şap, burada da kendine geniş bir tartışma alanı yaratmış bile…
Ardından sıra göz kaydına geliyor. Makinalar biraz yavaş olduğundan, 50 kişilik grubun kaydının alınması biraz uzun sürüyor. İçtenlikle gülümseyerek bizi karşılayan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Ferit Çaydaşı hemen espriyi patlatıyor:
"Hürriyet Gazetesi değil mi? Tek kişi misiniz? Tamam, hemen size F tipi tek kişilik bir hücre hazırlatıyorum."
Çaydaşı’nın "firarileri önlemek için" diye açıkladığı, kişileri gözbebeğinden tanıyan makinadan onay aldıktan sonra demirler arasından koridora süzülüyoruz.
İlk olarak "mantıcı kadınlar" ile karşılaşıyoruz. Beyaz önlükleriyle mutfakta çalışan bu kadın mahkumlar, yaptıkları mantıları büyük bir alışveriş merkezine satıyorlar.
Uzun koridoru yavaş adımlarla geçiyoruz. Sağ tarafta demirli ve telle çevrilmiş pencereler, pencelerin ardında rengarenk oyun parkı gözümüze çarpıyor. Dört duvarın çevirdiği ve pencereden görünen bahçede, mahkum çocuklarının kendilerini "hapis" gibi hissetmemesi için gösterilen çabaya şahit oluyoruz.
Koridorun sonunda bir stant görüyoruz. Hurç, örtü gibi çeşitli tekstil ürünlerinin satıldığı bu stant, kadın mahkumların el emeği göz nuru işlerinden oluşuyor. "Bu kaça, şunun örtüsü var mı?" gibi sorularla burada da biraz oyalandıktan sonra yemekhaneye açılan bir odaya geliyoruz.
Tavşan kanı çaylar zarif ve utangaç kızların elinden sunuluyor. Öyle zarifler ki, sanki çay değil de, Hasan Sabbah’ın fedailerine vaat ettiği cennetteki güzellikleri ikram ediyorlar. Kiminin kırmızı ruju, kiminin gömleğinin yakasındaki fırfır, kiminin çekingen bakışları.. Sade ama şık bu mahkum kadınlar, oradan oraya koşturarak ellerinden geldiğince bizi misafir etmeye çalışıyor.
O sırada bir görevli yanıma yaklaşıp kulağıma fısıldıyor:
"Onlara kimliklerini, geçen ve kalan zamanlarını ve neden burada olduklarını sormayın."
Hep birlikte beklendiğimiz büyük salona gidiyoruz. Daha içeri girmeden bizi meraklı gözlerle karşılıyorlar. Aile, çocuklar, koca, özgürlük, af.. Hepsi dertli, hepsinin gözlerinde hüzün var.
Hepsi de yaşadıkları sıkıntıları anlatmak için can atıyor aslında. Özledikleri, bekledikleri, hayalleri ve şu taş betonların arasında olanları anlatmak istiyorlar. Bir dokunsam, içlerinde tüm birikenler dökülecek önüme sanki.
Yemeklerde şap şikayeti
Rastgele bir kadın mahkumun yanına yanaşıyorum. "Konuşmak ister misiniz?" soruma çekingen yaklaşıyor. "Ay ne desem ki?" diye arkadaşına sorarken, ben içeriyi soruyorum, burada neler yaptığına, ne sıkıntıları olduğuna geliyor konu.
"Yemeklerde şap var" deyiveriyor birdenbire. "Kimse sesimizi duymuyor burada. Bizim yemeklerimizde de şap var. Şaptan beynimiz tıkandı. Düşünemez olduk. İnanabiliyor musunuz, annemin babamın adını unutacak hale geldim!"
Uzun yıllardır tartışılan yemeklerdeki şap konusu bir kez daha böylece gündeme geliyor. Cezaevlerinde sadece erkek mahkumların yemeklerine konulması gereken şapın, kadın mahkumların yemeklerine de konulduğu iddiası yıllardır gündemdeki yerini korur. Öyle ki geçtiğimiz sene bir cezaevi görevlisinin "Kadınlara ayrı yemek mi yapacağız? Sizinkilerde de şap var tabi!" dediği bile kulağıma çalındı.
Sincan Cezaevi ne kadar yeni, donanımlı ve modern olsa da, kadınlarda üreme sorunlarına yol açan şap, burada da kendine geniş bir tartışma alanı yaratmış bile…
9 Mart 2013 Cumartesi
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
DOĞAL KADIN
Analarımız, bacılarımız hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın;
Onlardan olduğumuz ve yaşamımızın doğumdan ölüme her anında varlıklarıyla onurlandığımız;
ihtiyacımız olduğunda desteklerini esirgemeyen, eğiten, yetiştiren, bizi biz yapma yolunda yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren fedakar kadınlarımızın "Dünya Kadınlar Günü" kutlu olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















